Aliağa, Foça ve çevrecilere mesaj var
İzdemir Enerji İzmir Demir Çelik'ten doğdu. İDÇ'nin doğuşunda Samim Abim'in, sevgili hemşerim Samim Sivri'nin emeği büyüktü. Zaman geldi sermaye değişimi şart oldu ve İDÇ dolayısiyle İzmirdemir, sektörün merkezinden bir aileye, İskenderunlu Şahinler'e geçti. Büyük Patron, halen İskenderun Ticaret ve Sanayi Odası'nın başkanlığını da yapan Halil Şahin. Şahinler şimdi Aliağa'da termik santral kuruyor. Başta Yatağan olmak üzere kamuya ve özel sektöre ait teknolojisi eskimiş termik santrallar zehir saçıyor. Çevreciler, sivil toplum kuruluşları ve bizler bundan etkileniyoruz, kömüre karşı çıkıyoruz. Aliağa ve Foça yöresindeki insanlarımız da öyle. Bu nedenle hem İzdemir'in hem de başka iki firmanın termik santral girişimine karşı ayaklanmış durumdalar.
SON TEKNOLOJİ İzdemir dün, medya mensuplarına brifing verdi. Genel Müdürü Dr. Olcay Oymak, çevrecilerin ve STK'ların itirazlarının bilgi kirliliğinden kaynaklandığını savunuyor. "Kimse merak etmesin. Biz dünyanın en modern en çevreci santralını kuracağız" diyor. Oymak'ın anlatımına göre dünyada ve Türkiye'deki termik santrallarda toz emisyonu limitinde alt sınır 30 mg/Nm3. Almanya bu rakamı 20'ye indirmiş. İzdemir'in 350 milyon dolara malolacak santralı ise 10 mg/Nm3 emisyon üretecek ki bu yepyeni teknoloji Japonya'dan sonra Türkiye'de, Aliağa'da uygulanacak. Birikecek 150 tona yakın külün tamamı çimento fabrikalarında kullanılacak.
DEVLET TEPEMİZDE İzdemirciler, ÇED raporunu ve diğer izinleri 2.5 yılda tamamlayabilmişler. Genel Müdür Oymak'ın söylemleri son derece iddialı. "Tam 17 devlet organının sınavından geçtik. Faaliyete geçtiğimizde devlet emisyon miktarımızı dakika dakikasına denetleyecek" diyor. Oymak, belediyelerin izin vermesi halinde Aliağa ve Foça meydanlarına monitör kurarak tüm bu bilgileri ve devlet denetimini çevre halkıyla paylaşmaya hazır olduklarını söylüyor. "Eğer milim çevre kirliliği olursa bütün bu söylediklerimi halkımız da medya organları da yüzüme çarpsın" lafı da ona ait. Temiz, sağlıklı, yaşanabilir ve torunlarımıza gönül rahatlığıyla bırakabileceğimiz bir çevreyi kim istemez. Bu ruhta ve inançta bir kişi olarak ben Olcay Bey'in aktardığı bilgilerden tatmin oldum. Dilerim, gün gelir suratına çarpacağımız tersliklerle karşılaşmayız.
DOĞALGAZ BAĞIMLILIĞI Yeri gelmişken bir noktayı vurgulamak istiyorum. Türkiye'nin doğalgazı yok ama enerjisini doğal gaza bağlamış durumda. Tıpkı petrolsüz ülkenin ulaşımının karayollarına emanet edilmesi gibi. Bu proğramları, projeleri hazırlayanları, uygulayanları hayırla anmak çok zor. Şu anda elektrik enerjimizin yaklaşık yüzde 45'ini doğalgazla üretiyoruz. Gazetelerde okumuş, TV'lerde izlemişsinizdir. Azeri gazı arıza bahanesiyle kesildi. İran'la görüşmeler çıkmazda. Bu ülkeden gelen gaz da miktar olarak düştü. Artık öğrendik ki doğalgaz satan ülkeler kış mevsiminde zam politikalarını bu tür zorlamalarla uyguluyorlar. Bizim kaynaklarımız belli. Su yani hidroelektrik, rüzgar, güneş ve de kömür. Yarınlarda nükleer enerjiyi de devreye sokmaya mahkumuz. Sözün özü enerjide çeşitliliğe gitmeye mahkumuz.
Sayfayı Yazdır - Yazıyı Arkadaşlarına Yolla
|