Çiğli Atatürk Organize Sanayi İzmir'in gurur anıtlarından. 600'ü aşkın fabrika ve 30 bini aşkın çalışanıyla üretiyor, ihraç ediyor, İzmir'i zenginleştiriyor. 5 milyar dolarlık ticaret hacmine sahip. İzmir'deki 19 organize sanayi bölgesinin içinde bu rakamlara yaklaşabilen yok.
Hilmi Uğurtaş buranın başmimarlarından. Üyelerle tam bir gönül birliği sağladı ve ses getirecek projelere imza attı. Havaalanının, limanın, kara ve demiryolunun dibindeki bölge, Uğurtaş'ın kazandırdığı enerji santrali, arıtma tesisi, hastanesi, kreşi, çarşısı, restoran ve spor salonlarıyla ülkenin en modern organize sanayi bölgesi haline geldi.
TEKNİK ÜNİVERSİTE
Şimdi sıra teknik üniversite ve teknoparkta. Küçükten büyüğe doğru yol alınacak. Önce meslek lisesi, ardından meslek yüksekokulu açılacak, sonra sıra teknik üniversiteye gelecek. Bu konuda Katip Çelebi Üniversitesi ile işbirliği yapılacak. Tabii öncelikle bu hizmetleri gerçekleştirecek bir vakıf kurulacak.
"Urla'daki teknopark alanı uzak. Biz burada kendi teknoparkımızı kurmak istiyoruz. Teknopark projesi sanayicilere büyük avantaj sağlayacak. Bu sayede üniversite sanayi işbirliğinin de en güzel örneğini gerçekleştireceğiz" diyor.
GENEL TABLO
Ekonominin genelini ve yerelini çok iyi izleyen, kağıt üzerindeki pembe tablolar yerine kıyıda köşede kalan reel rakamları konuşan ve konuşturan Uğurtaş, dün yukarıda aktardığım bilgileri sıralarken başka noktalara da değindi. İşte konuşmasından satır başları:
* İzmir'in tasarımı üzerinde söz sahibi olan Başkanlar Kurulu'nda, kente milyarlarca dolar katkı sağlayan organize sanayi bölgeleri yok. Bu büyük eksiklik.
* Çiğli Organize olarak sağımız solumuz sobe. Genişleyebileceğimiz tek alan askeri bölge. Buradaki atıl sahalar bize tahsis edilebilir mi diye düşlüyoruz.
* Sanayici ve ihracatçının rekabet gücü zayıf. Kobi'ler yeni yatırım ve ihracatı düşünmek yerine varlıklarını sürdürme mücadelesi veriyor.
* Mevcut teşvik sistemi yenilenmeli, sektörel teşvikten vazgeçilmeli. Tüm organize sanayi bölgeleri birinci sınıf teşvik kapsamına alınsın.
* Cari işlemler açığı güncelliğini koruyor. Global etkenler kadar yapısal nedenler de çok etkin.
* Enerjide yüksek dışa bağımlılığımız, katma değer zincirinde alt sıralarda bulunmamız, ulusal tasarruf oranlarımızdaki düşüklük, artan vergi ve diğer yükler sırtımızda.
ÜRETMEDEN TÜKETMEK
* Dolaylı vergilerin GSYH'ya oranı OECD içinde ortalama yüzde 11 iken Türkiye'deki oran yüzde 12.4' tür.
* Büyümemizi ithalat ile ikame ettiğimiz için ithalatımız ve onunla birlikte cari açığımız artmaya devam ediyor ve bizler içimizden, 'ya sıcak para kesilirse' diyoruz.
* TL'nin dolar karşısında yüzde 25'e varan değer kaybı enflasyonda 4 puanlık bir artışa neden oldu.
* İzmir ve Atatürk Organize Sanayi Bölgesi olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan böyle de fedakarlıklarımızı sürdürecek, "Üretmeden tüketmek Allah'a mahsus" diyerek üretim ve ihracat performansımızı, moralimizi yüksekte tutmakta çalışacağız.