Ben beni bildim bileli gündemden düşmeyen, düşürülmeyen bir konudur sözde Ermeni soykırımı..
Peki nedir bu soykırım safsatası?
Adı üstünde; safsata. Çünkü bizim tarihimizde asla soykırım olmadı. Bu, yakıştırmadan öte gitmeyen bir tezdir. Safsata olduğunu ise sözlüklerde veya literatürlerdeki tanımından anlamak olayın en kolay şeklidir. Bizim bu tanım yada tarife uyan bir eylemimiz hiç olmamıştır.
Tarif edilen soykırımı örneğin Almanlar Yahudi topluluğuna yapmıştır. Başka bir örnek verecek olursak eski adıyla Yugoslavya, orada yaşayan Türklere uygulamıştır. Dolayısıyla, bunlara benzer bir katliam bizim tarihimizde asla olmamıştır.
Ülkemizde yaşayan Ermeni asıllı vatandaşlarımızla tarihsel başlangıcından bu yana kesinlikle bir sorunumuz olmamıştır, olmayacaktırda.
Bunu bir sorun haline getirmek için türlü entrikaların içinde olan Ermeniler başkadır. Onların kafalarının içi foseptik ile doludur. Bunlar, bu pisliği boşaltacak uygun alan arayan bir avuç aciz insandan başkası değildir. En son boşaltım yaptıkları yer ise bildiğiniz gibi Fransa olmuştur. Yer gösterici ise maalesef Fransa Cumhurbaşkanı’dır.
Diplomatlarımızı aileleri ile katleden de bu pis zihniyetlilerdir. Kendilerini kullanmayı isteyen grupların menfaatleri için kendi hayal dünyalarında yarattıkları bir intikamın içindedir bu zavallılar. Bu caniler,onlarca kıymetli şahsiyetimizi şehadet mertebesine ulaştırmaktan, kanlı katliamları planlayıp uygulamaktan geri durmamıştlardır.
Yakın tarihimizde, bu sözde soykırımın sorumlusu saydıkları Talat Paşa, Enver Paşa ve Cevat Paşa yine bu zihniyetin temsilcileri tarafından hunharca kaltledilmişlerdir. Hesap intikam ise bunu almak için hiç boş durmamışlardır.
Fransa, ayıplı tarihine bir yenisini kaygısızca eklemiştir. Oy kaygısıyla yanıp tutuşan Fransa Cumhurbaşkanı hiç çekinmeden bu oyunu oynamış ve kendince de başarılı olmuştur. Ama inşallah keser ve sap dönecek, bu hesabıda çok ağır bir şekilde ödeyecektir.
Bizim bu gelişmeler karşısında kesinlikle boş durmamamız gerekli.
Örneğin, dünya çapında ünlü bir yönetmene, yine dünyaca ünlü birkaç oyuncunun rol alacağı, yüksek bütçeli bir sinema filmi çekebiliriz. En etkili propaganda metodlarından biri görsel olanı, yani sinema filmidir. Böyle bir film ile tüm gerçekleri ortaya çıkarmamız mümkün olacaktır.
Yıllardır başımıza püsküllü bela olan bir “ Geceyarısı Ekspresi “ filmiyle kuyuya attıkları taşı milyonlarca insan hala çıkarmaya uğraşmıyor muyuz? Hala başı sıkışan bu filmi emsal göstermiyor mu?
Yani, böyle bir film ile bir taş da o kuyuya biz atalım. Bakalım görelim çıkarabilecekler mi?