Yeni Emniyet Müdürü Ali Bilkay bir yandan teşkilatının profilini çıkarırken, bir yandan da İzmir'in fotoğrafını çekiyor.
Kendisine yardımcı olalım. Hırsızlık, gasp, cinayet gibi adi suçlar ve terör yönünden pek sıkıntımız yok çok şükür. Tek derdimiz trafik, diyebiliriz. Şu yollara, kaldırımlara bakmanız halimizi anlamaya yeter.
50 yıl önce, 60 yıl önce İzmir'in nüfusu 300-400 binlerde iken, 3-4 milyon nüfuslu kenti hayal edip buna göre planlama yapması gerekenler ne yazık ki yatıp uyumuş. Ancak değinmek istediğim konu yapısal değil, kontrollarla, yani trafik idaresiyle ilgili.
YAZMAKTAN BIKTIM
Hıncal Uluç İstanbul, bendeniz İzmir trafiğini yazmaktan bıktık. Aynı şeyleri yazmak kimileri için bıktırıcı olabilir ama dert büyük. Neredeyse kentin tüm bölgelerinde kaldırımlar ya da yasak yerler, inadına park edilmiş araçlarla dolu. Hele hele Çankaya ve Alsancak'ta tam bir trafik terörü esiyor. Artık yasak olsa da, olmasa da tek sıra parka razıyız. Ama ikinci sıraya park ediliyor.
Sayın Emniyet Müdürü, siz ve trafik teşkilatınız İzmir'de çift sıra park edenleri terbiye edin, babasının tarlasındaymışçasına rahat hareket eden, trafiği daha doğrusu başkalarını düşünmeyen magandaların haddini bildirin, bize yeter.
SORUNLU NOKTALAR
Adres vereyim, Halit Ziya, Şehit Fethi Bey, Kazım Dirik, Akdeniz Caddesi, 1374 sokak, korsan otoparkçıların hakimiyeti altında. Ne idüğü belirsiz değnekçiler, kaçak otoparklara sokup çıkarmaya çalıştıkları araçlarla, çift sıra parkla yolları tıkıyorlar. Buralardan geçmek zorunda olan yüzlerce ESHOT ve İZULAŞ otobüsünün şoförlerini ve içlerindeki binlerce yolcuyu çileden çıkarıyorlar.
Tek yönlü sokaklar çift yön çalışıyor. Polis ya da kurallar, yeşili beklemeden kavşağa giren fırsatçıların umrunda değil. Kavşaklarda, örneğin Montrö'de, Hocazade Camii önünde gemisini kurtaran kaptan.
ÜÇ MAYMUN MİSALİ
Trafik polisleri tartışmadan, kavgadan bıkmış. Ortalıkta gözükmektense kıyıda köşede kalmayı, curcunayı uzaktan seyretmeyi tercih ediyorlar. Devlet, devletin varlığını hissettirsin, trafiği düzene soksun diye maaş veriyor bu arkadaşlara ama onlar üç maymunu tercih ediyorlar.
Konuşabildiklerimiz, dalga geçercesine, "Yollar yetersiz, otopark az. Ne yapsın adam arabasını paketleyip cebine mi koysun" mealinde konuşuyorlar. Bu sözleri biz söyleyebiliriz ama trafik polisine yakışmaz. Onların görevi korsan otoparkçılarla, kuralları, yani Devlet'i hiçe sayanlarla mücadele etmek.
ANARŞİDEN FARKSIZ
Sabah ve akşam saatlerinde Şair Eşref'te, İkiçeşmelik'te, Hatay Caddesi'nde, Konak, Karşıyaka, Bornova, Buca ve Balçova'nın ana artellerinde park ihlali yapanları izlemek çok mu zor? Yiyecek, içecek, gaz ve su servisleri ölü saatlere alınamaz mı?
Sizin de vurguladığınız gibi Sayın Tataş, Sayın Çapkın, Sayın Yılmaz güzel işler yaptılar ancak trafik hizmetinde aynı başarıyı yakalayamadılar.
Sayın Bilkay, İzmir trafiğindeki disiplinsizliği, kural tanımazlığı yazmaktan bıkmış bir gazeteci olarak size bir tavsiyem var, lütfen saygısızlık olarak algılamayın.
Bu sorun park cezası gibi klasik işlemlerle çözümlenemez. Bence siz ya da trafik müdürünüz, başkalarına saygı göstermeyen, kuralları, Devlet'i takmayan yaratıklar hakkında toplum düzenini bozmaktan, anarşi çıkarmaktan dava açmalısınız. Hukukçular bunun mümkün olduğunu belirtiyor.
Siz trafik kökenlisiniz. Ağabeylerinizin başaramadığını umarım başarırsınız.
Hoşgeldiniz, kolay gelsin.