Bir felaket karşısındaki başlattığımız seferberliği nedense zaman ilerledikçe sürdürmüyor hatta durduruyoruz.
İlk günlerde paylaşılan acılar, ilerleyen günlerde sadece acıyı yaşayanların acısı haline geliyor.
Yani çabuk unutuyoruz her şeyi.
Onun için Deprem bölgesinde 3 gün kalan, felaketi yerinde gören Kıyı Ege Belediyeler Birliği yönetimi, 'Van'ı unutmayın' adı altında bir kampanya başlattı.
Kıyı Ege Belediyeler Birliği Başkanı Abdül Batur, Kuşadası Belediye Başkanı Esat Altungül, Menemen Belediye Başkanı Tahir Şahin, Ayvalık Belediye Başkanı Hasan Bülent Türközen, Karabağlar Belediye Başkanı Sıtkı Kürüm, Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa İnce, Burhaniye Belediye Başkanı Fikret Akova ve Yalıkavak Belediye Başkanı Mustafa Saruhan, oradaki acıyı biraz olsun sarmak için kolları sıvadı
En çok ihtiyaç duyulanların listesi ceplerinde.
Kuru bakliyat
Giyilmemiş çocuk ayakkabısı..
İç çamaşırı
Kar altında çadırlarda kalanların üşümemesi için elektrikli ısıtıcı
Gidip gördükleri için yardımları nasıl ve nereye ulaştıracaklarını biliyorlar.
Ve sizlerin yardımlarını istiyorlar.
Bir paket makarna, bir ayakkabıyı belediyeye teslim etmenizi bekliyorlar.
Çünkü Van'ın bizlere ihtiyacı var.
Babam 42, yok
Abem 39 yok
Ben 35 yok
Diye yazıp Erciş kaymakamının eline yırtık bir kağıdı tutuşturan ve ayakkabı isteyen küçük kızın size ihtiyacı var.
Gelin, 'İzmir de bizim, Van da bizim' diyin, belediye başkanlarının kampanya çağrısına kulak verin.
Gelin, zaman geçse de acıları unutmadığınızı gösterin.
Gelin, tüm acılar sarılana kadar seferber olmayı sürdürün.
En batıdan, en doğuya el uzatın.
FARKLI BAKIŞ
Vah öğretmenim vah!
Okul yıkılır enkaz altında kalırsın.
Okulun güzelleşsin diye duvarını boyarsın.
Çocuklar üşümesin diye sobayı yakarsın.
Yokluklar içinde yeni nesli yetiştirmeye çalışırsın.
Eşkıya gelir seni kaçırır.
Veli kızar, yumruğu basar.
Öğrenci, kızar bıçaklar.
Bunlar yetmez bir de ekonomik olarak ezilirsin.
Aldığın para yetmez pazarda limon satmak zorunda kalırsın.
Yüzde 77'nizin kredi kartı borcu vardır, hiçbir zaman alacaklı yaşayamazsın.
Yüzde 60'ınızın başını sokacak bir evi dahi yoktur, kirada oturursun.
Yüzde 58'iniz, borç bunalımından sağlığı bozulmuştur.
Hepsinden acısı yüzde 80'iniz, aşkla başladığı o yüce meslekten soğur haldesiniz.
Hem geleceği şekillendirmenin, hem de yokluk içinde ayakta kalmanın mücadelesini verirsin.
Bütün meslekler zordur.
Ama öğretmen olmak hepsinden zordur.
Nereden mi biliyorum.
Çünkü eşim öğretmen.
Bazen insan kendi çocuğunu çekemezken o her gün 40 çocuğun derdini nasıl çektiğine tanık olunca daha iyi anlıyorum o mesleğin hem zor hem de ne kadar ulvi olduğunu.
Ve dün öğretmenler günüydü.
364 gün unutulan öğretmenin, adet yerini bulsun diye hatırlandığı gündü dün.