Zihinsel bocalama içindeyim. Olanları kavramaya, önyargıdan uzak kalmaya çalışıyorum. Olanların siyasi yanı var mı, CHP'lilerin iddia ettiği gibi linç girişimi mi, kestiremiyorum. Bildiğim tek şey Büyükşehir'e yapılan son operasyonun İzmir'in EXPO seferberliğine darbe vurduğu.
Paris'teki ilk sunumda "Kentin patronu nerede?" sorusunu yönelten delegeler var. Nerede olduğu merak edilen kişi İzmir'in seçilmiş bir numarası.
EXPO geleneğine göre, bu dev organizasyona talip olan kentlerin başvurusunu da tanıtımını da belediye başkanları yapıyor. İzmir adına bu gereği Aziz Kocaoğlu'nun yerine getirmesi gerekiyor. Başvuruda da yok İzmir'in patronu, ilk sunumda da.
BİRLİK DİRLİK
Tesadüf de olsa şimdi bizim Sayın Özel Savcı'ya sorma hakkımız var; Siz İzmir'de yaşamıyor musunuz Allah aşkına? İzmir ilkinde kaybetiği EXPO organizasyonunu bu kez sahiplenmek için seferberlik ilan etmiş. İktidarıyla, muhalefetiyle, kent yöneticileriyle, öncüleriyle, sıradan insanıyla tek yürek olmuş, birlik, dirlik içinde bu ideali kovalıyor.
Salt İzmir değil, Ege istiyor, Türkiye istiyor, Devlet istiyor. Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, milletvekilleri, İzmirle ilgili ilgisiz herkes istiyor.
YANLIŞ ZAMANLAMA
Ama Devlet'in bir parçası olan ve de İzmir'i soluyan Sayın Savcımız ilk operasyonda da ikincisinde de tam EXPO günlerinde gündemi ve İzmir'i sarsıyor. Rakiplere koz veriyor. Şimdi Sao Paulo, Dubai veya öteki adaylar "İzmir yolsuzluklarla çalkalanan bir kent" şeklinde propagandaya girişirlerse delegeleri etkilemezler mi? İzmir'in karizmasına ve emeklere yazık olmaz mı?
Başsavcı "Suç iddiası varsa görevi ve sıfatı ne olursa olsun yargı mercileri gereğini yapmakla mükelleftir" diyor. Bunu bilmeyen mi var? Evrensel bir kural bu. Anayasa ve yasalar da buna amir. Bizim itirazımız zamanlamaya ve yönteme.
MÜNASEBETSİZ
Her ne kadar bu itirazlara "Suçu gölgeleme gayretleri" olarak niteleyen acemi siyasetçiler olsa sorumluluk sahipleri zamanlama ve yöntem yanlışlığını samimiyetle savunuyorlar. Bunlardan biri, olgun ve bilge kişi, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım. Yıldırım, İzmir'i ayağa kaldıran son operasyonun yapılış biçimini "Münasebetsiz" buluyor, "Operasyon EXPO' ile çakıştırılmayabilirdi. Soruşturulan kişiler kibarca davet edilebilirdi. Bu herkes için rendice edici bir şey" diyor.
Bakan Yıldırım, Vali Kıraç ve heyetin diğer üyeleri Paris'e "İzmir hoşgörü ve barış kenti parolası"yla giderken, hoşgörü ve barış kentinin yönetimi infaza uğruyor. Heyetin ve İzmirliler olarak hepimizin tadı kaçıyor.
KENTİN PATRONU
Bakalım moralimizi ve enerjimizi nasıl toplayacağız? Soruşturmalar ve duruşmalar ne zaman bitecek? "Kentin Patronu" EXPO'nun bundan sonraki proje, tanıtım ve lobi çalışmalarına katılabilecek mi?
Aziz Bey kendinden emin, "Alnımız ak yüzümüz pak. Ortada bir oyun var, bu oyunu kuranlar var, hesapları var. Bize bu insanlık dışı, adalet dışı uygulamayı yapanlar hem Tanrı huzurunda, hem millet huzurunda hem de adalet huzurunda hesap vereceklerdir" diyor.
Umarım dediği gibi çıkar. EXPO'nun önümüzdeki aşamalarına, yeni sunumlara ve iki yıl sonraki oylamaya aklanmış paklanmış bir belediye ve onun başkanı ile gideriz.