Türkiye Cumhuriyetini kuran ve bizlere bu cumhuriyeti armağan edenlere, Başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e sonsuz minnet duygularımızı bir kez daha ifade ediyoruz.
Mustafa Kemal kurtuluş mücadelesinin ta başlarında yeni kurulacak devletin yönetim şeklinin mutlaka “Cumhuriyet” olacağını düşünmekte, halkın yani milletin egemenliğine inanmaktadır.
Halka rağmen hiçbir hareketin ve kurulacak sistemin başarılı olamayacağına ise “yürekten inanlardandır”.
Atatürk daha Samsuna ilk ayak basışında “Millet tek vücut olup egemenlik esasını ve Türklük duygusunu hedef tutmuştur” sözleriyle de milletine olan güven ve inancını açıkça ortaya koymuştur.
Amasya Genelgesinde “Milleti yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” ifadesi ile de bu millete olan güvenini belirtmiştir.
Atatürk yeni Türk Devletinin yapısının nasıl olacağı konusunda Erzurum Kongresi sırasında sorulan bir soruya ise;
“Zaferden sonra hükümet şekli Cumhuriyet olacaktır” diyerek yürütülecek Kurtuluş mücadelesi ile birlikte zafer sonrası bu milletin ancak Cumhuriyetle, “Cumhurla” yönetileceğini cümle âleme ilan etmiştir.
Kurtuluş mücadelesi başarıyla yürütülmüş, sonuçta ise Mustafa Kemal’in kafasındaki, Türk milletine “en iyi yakışacak olan” cumhuriyet 29 Ekim 1923 de ilan edilmiştir.
Atatürk “Cumhuriyetin kolay kazanılmadığını, bu uğurda çok kanların döküldüğünü, her tarafa kırmızı kanlarımızı akıttık” diyerek de “cumhuriyetin kolay kazanılmadığının, değerinin iyi anlaşılması gerektiğini, özellikle yeni nesillere bu cumhuriyetin hangi şartlarda kurulduğunun iyi anlaşılması gerektiğini söylemektedir.
Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bu Cumhuriyetin unutturulmaması, iyi anlatılması içinde her 29 Ekimlerde “bayram havasında” kutlanması kararı alınmıştır.
Bu yıl 88 yıl dönümünü kutladığımız Cumhuriyet bayramını, maalesef istediğimiz şekilde, coşkuyla kutlayamayacağız.
Bu yıl gençlerimize “Cumhuriyetin önemini ve erdemini anlatamayacağız.
Genç nesillerimize “Cumhuriyete giden Kurtuluş mücadelesini” ve tüm Anadolu’da oluşan “Kuva-i Milliye ruhunu” veremeyeceğiz.
Cumhuriyet kutlamalarında kurulacak kürsülerden;
“Gençler Cumhuriyeti biz kurduk, O’nu yüceltecek ve yaşatacak sizlersiniz” diyen Atatürk’ün sözlerini gençlerimize o milli duyguların kabardığı ortamlarda iletemeyeceğiz.
Evet sizleri bilmem ama ben bir “Cumhuriyet çocuğu olarak” derin bir hüzün içersindeyim, aynı zamanda içimde tarifi imkansız öfke ile doluyum.
Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına “çeyrek kala” Başbakanlık yayınladığı bir genelge ile tüm yurtta “Cumhuriyet Bayramı Kutlamalarının” iptal edildiğini açıkladı.
Başbakanlık genelgesinde bugün (28.10.2011) çelenk koyma, yarın ise Valiliklerde ve Kaymakamlıklarda “tebrikleri kabul etme” kararı almış, gerekçe olarak da milletçe büyük üzüntü yaşadığımız “Van Depremini” göstermiştir.
Siz değerli okuyucularımı bilmem ama; Ben Cumhuriyet kutlamalarının bu gerekçeyle iptal edilmesini inanın bir türlü içime sindiremiyorum.
Evet, milletçe üzüntülüyüz, büyük bir Van Felaketi” yaşadık, Ancak;
Bunun yanında aylardır da bu millet üzüntülü, “bağrına taş basmış” durumda. Gün geçmiyor ki şehit haberleri ardı arkasına hiç kesilmeden geliyor.
Atatürk’ün “Cumhuriyetimiz bedava kazanılmış değildir, bunu elde etmek için çok kan döktük, her tarafa kırmızı kanımızı akıttık” dediği bu cumhuriyete bugünde Mehmetçik her tarafa “kırmızı kanını” hiç çekinmeden akıtmaya devam etmektedir.
İşte Cumhuriyetin önemi, bu bayramın kutlanması gerektiğinin önemi burada yatmaktadır.
Cumhuriyet Bayramı alanlarda, meydanlarda coşkuyla kutlanmalıydı ki, bu milletin milli birlik gücü, dayanışma azmi dosta düşmana gösterilmeliydi.
Yarın büyük Türk milleti ne Başbakan genelgesi dinleyecektir, nede resmi törene takılacaktır.
Yarın benim milletim yüreği kan ağlasa da eline Al bayrağını alarak Cumhuriyet meydanlarında coşkuyla cumhuriyeti “inadına” kutlayacaktır.
Tüm milletimin Cumhuriyet bayramı kutlu ve mutlu olsun.