Yeni yasama yılının en popüler gündem maddesi yeni bir anayasa yapmanın çalışması oldu. Günlerdir gündemimiz bu değişiklik çalışmasının alt yapısı üzerine. “Komisyonlar şu kişilerden oluştu” , “falan meclis grubu komisyon görüşmelerine ön şart koştu” gibi haberler gazetelerin baş köşelerinde.
Bizi temsil etmek için seçilmiş vekiller, bizim adımıza bu değişikliğin gerekli olduğu görüşünde birleştilerse o halde en iyisini, en doğrusunu yapmak durumundalar.
Demokratik rejimlerde siyasi partiler halkın ihtiyaçlarını en üst seviyede gidermek için kurulmuş yapılardır. Ülkeyi yönetmeye talip olmak için seçim zamanlarında halkın karşısına çıkıp oy isterken ihtiyaçların en iyi kendileri tarafından giderileceğini beyan ederler. Halk da kimin beyanına, kimin söylediğine itibar ederse oyunu ona vererek, direksiyona geçmelerine fırsat verir. Doğrusu da budur.
Asıl “ iş “ de ondan sonra başlar. Halkın ne istediğini bilmeyenler iş başındaysa durumlar hiç de iç açıcı olmaz. Ama halkın tam göbeğinden gelmiş vekiller seçilmişse, tadından yenmez.
Bu dönemki vekillerimizin büyük bir bölümünün tam göbekten seçilmiş olduklarına inancım tam. Bu inanç doğrultusunda kendilerine samimi hatırlatmalarda bulunmak için düşüncelerimi buradan paylaşmak istiyorum.
Devletle karşı karşıya kalınan her durumda, maça devlet tarafının 1-0 galip başlamasının mutlak düzeltilmesi gerekmektedir. Vatandaşın derdini anlatabilmesi ve anlattıklarına derhal çözüm bulunabilmesi için gereken ne ise o yapılmalıdır. Bu yapılırkende derdi olana son derece samimi ve sıcak davranılması ilk prensip olmalıdır.
Devletin gücünü kendi gücüymüş gibi görüp tepeden bakan memurlara bir çözüm bulunmalıdır. Herhangi bir fırsat sonucu o memuriyeti almış olanların yerinde çalışmak için bekleyen binlerce nitelikli insanın şanssız bir şekilde dışarıda kalıp işsizler ordusunda olduğu bir şekilde bu insanlara hatırlatılmalıdır. Hatta bu tarzdaki görevlilerin, devlet terbiyesinden yoksun olmaları, gücü orantısız ve ahlaksız kullanmaları, vatandaşa sorumsuz ve tepeden bakmaları gerekçesiyle işlerine son verilmeli, yerlerine fırsat bekleyen insanların getirilmesinin önü açılmalıdır.
Cumhuriyetimizin kuruluşundaki ana ilkelerden biri “ imtiyazsız, sınıfsız , kaynaşmış bir kitle “ olmakdı. Bu ideali gerçekleştirmek zorundayız. İmtiyazsız olmalıyız. Bir devlet dairesinde işimiz olduğunda, orada işimizin görülmesi için bir tanıdık aramamalıyız. Bu çirkinlikten biran önce kurtulmanın çarelerini bulmalıyız.
Saatlerce sıra bekleyen vatandaşın önüne bir imtiyazlının geçmesinin engellenmesi, eşit muamele görmesinin sağlanması son derece insani bir istekdir. Derdini anlatıp çare bulmak için muhattap arayan vatandaşın işinin görülmemesi, üzerine birde ters davranılması, horlanması kabul edilemez bir durumdur ve bunun izahı yoktur.
Dolayısıyla, anayasayı nasıl yaparsanız yapın ama en önce insanı ve insanlığın onurunu unutmayın. Yüce Allah herkesi saatlerce sıra bekleyip işini görememiş birinin önüne geçip imkansız işini gördüren kişinin, o işi yapan görevlinin ve bu durumun böyle olmasına vesile olanların alacağı bedduadan korusun.