Bin aydan daha hayırlı mübarek geceleri içinde barındıran Ramazan, Müslümanlara huzur veren bir aydır.
Müslümanlar bu ayda hayır yapmak için adeta yarışa girerler. Gerçek inananlar, bu ayın feyz ve bereketinden yararlanmak için her zamankinden fazla gayret gösterirler.
Camiler, türbeler, kutsal mekanlar dolar-taşar. Dualar edilir, hayırlar yapılır. Sabır ayı olan Ramazan’da sakin olmaya, sinirlenmemeye çaba harcanır.
…
Televizyonlarda, radyolarda dini yayınların sayısı artar. O oranda da izleyicisi olur o programların. İnsanlar zevkle ve bu mübarek ayın verdiği erdemle bir şeyler öğrenmek, yanlış yaptıkları varsa düzeltmek ve hatta programlara katılarak kafalarındaki sorulara cevap ararlar.
Bildiğimiz, bilmediğimiz, yada bildiğimiz fakat pek güvenemediğimiz pek çok insan kendine bir dini sıfat bularak ekranları işgal etmekteler. Sayıları fazla olunca da farklarını bir şekilde ortaya koymak adına değişik eylemlerde bulunuyorlar.
Çoğu komik duruma düşüyor. Bu mübarek dinin bir temsilcisi olmaya soyunması karşılığında göstermesi gereken erdemlerden yoksun, kendini kepaze etmekten geri durmayan şöhret budalalarıyla ekranlar dolup taşıyor.
Kimi dinleyeceğine, kime inanacağına karar veremeyen bir izleyici kitlesini elinde tutmak için abuk-subuk kavramlara girip kafa karıştıran bu zavallılar, ilahi alemde nasıl hesap vereceklerini hiç düşünürler mi acaba?
Dini günlerde ortaya çıkan bu zevat, kurban bayramı için deve kuşu kesilebileceğini söylemekten bile çekinmezken ramazan ve oruç hakkında neler söylüyorlar ne fetvalar veriyorlar normal bir zeka anlamakta güçlük çekiyor.
Dinin direği diye tanımlanan ve İslam’ın 5 şartından biri olan namaz, insana ferahlık veren bir ibadettir. Müminler namaz kılmaktan büyük keyif alırlar ve huzura ererler. Ramazan ve oruçla neredeyse birlikte anılan Teravih namazıyla ilgili bu sene çıkan yorumlar, sadece bu yorumları yapanları küçülttü.
Bence, birkaç imanı zayıf “arabadan atlamaya meyilli ” zayıf insanların dışındaki aklı-selim Müslümanlarca ciddiye bile alınmayan bu tartışmalarla ne yapmak istendiğini sorgulamak gerekir.
1517’de Hilafetin Türklere geçmesiyle birlikte İslam’ı ve ibadetleri adeta bir şölen gibi yaşayan ve tüm insanlığı o şölene imrendirip davet eden ecdadımızdan Allah razı olsun. Teravih namazları da o dönemde böyle kalabalık cemaatlerle kılınmış, ramazan eğlenceleri düzenlenmiş. Geceleri bolca namazlar kılınmış, dualar edilmiş, hayır ve hasenat en üst noktaya çıkmış. Bu ayı keyifle idrak etmişler ve bayramına erişmişler.
Yüce Allah bizlere bu birası sahiplenmeyi ve gelecek nesillere devretmeyi nasip etsin. Mübarek Ramazan Bayramınız kutlu olsun.