Küçük insanların gölgesi büyüdükçe, kariyer ve vizyon sahibi, kaliteli, çağiçi ve çağüstü düşünüp yaşamaya çalışan insanlar, o gölgenin altında kalıyor bu ülkede.
Küçük insanlar küçük hayatlarıyla meşgul olurken, çevreyi, kenti, ülkeyi düşünmek, gölgenin altındaki azınlığa kalıyor. Sema Över yaşamı mutlu, eğlenceli, bilgili, sağlıklı ve sevgi ile geçirmeye çabalayan, çerçevesini çizdiğim kalitedeki insanlardan biri. Pilot kızı, babası gibi havacılığa aşık, ABD'de bu alanda eğitim almış, doktora yapmış, dönüşte Vestel'in insansız uçak projesinin içinde yer almış.
HAVACILIK PARKI
Şimdilerde oğluna ait Karşıyaka Yalı'daki Marisco 192. Filo adlı cafe barda İzmir'i renklendirecek bir projenin hazırlıklarıyla meşgul. Havacılık temalı aktivite merkezi (Havacılık Parkı) kurup hobi alanları oluşturmak, İzmir'i havacılık tutkunlarının merkezi haline getirmek.
Çekim merkezinde uçak modelleri, maketler, simülatörler, uzay modülleri yer alacak. Havacılık aksesuvar ve malzemelerinin satışı yapılacak, sportif havacılık eğitimi verilecek, uçuş okulları açılacak, pilot kursları verilecek, hava turları düzenlenecek ve benzer hobi araçları kullanılacak.
192. Filo biliyorsunuz Balıkesir'deki ana jet üssünde. Savaşçılığına parelel olarak dünya hava oyunlarındaki gösterileriyle, akrobasi uçuşlarıyla tanınıyor ve uluslararası arenada Tigers (Kaplanlar) olarak anılıyor.
DESTEK GEREK
Adını bu filodan alan Karşıyaka'daki cafe bistro, hava kaplanlarının yani askeri pilotların, sivil pilotların, hosteslerin, üniversitelerdeki havacılık kulüplerinin üyelerinin, havacılığa gönül vermiş, "Gökler bizimdir" diyen herkesin uğrak yeri. Müdavimler, Sema Över'in "Havacılık Parkı" projesine gönülden destek veriyorlar.
Ancak Sema Hanım'ın daha büyük desteklere ihtiyacı var. Örneğin THK'nun, ESBAŞ'daki uzay kampı ile teknolojik kümelenmenin, Boeing ve Airbus'a elektronik aksamları üreten Vestel'in, Sikorsky ile ortak helikopter üretecek olan TAI'nin, belediyelerin projeye el vermeleri şart.
Sema Hanım'ın projesi dilerim gerçekleşir.
At etine dikkat
Dokuz Eylül Üniversitesi'nde öğrenciler isyanda. İçinde at eti olan döner yedirmişler çocuklara. Öğretim üyeleri, diğer personel hatta kreşteki yavrular da nasiplerini almış at etinden.
Taşeron firma üç beş kuruş daha fazla kazanma adına ucuz et temin edermiş. Sonuncusunda denetime takılmış, suç üstü yakalanmış. Üniversite yönetimi ilgili firmaların sözleşmelerini iptal etmiş, savcılığa suç duyurusunda bulunmuş.
Yiyen yediğiyle kalmış da, "Acaba diyorum, üniversite taşeronu bunu yapacak cüreti gösterebiliyorsa sokaklar ne alemdedir?" İki liraya satılan yarım ekmek arası dönerlerin eti ne etidir?
Denetimler yetersiz. Bu görev Sağlık Bakanlığı'ndan alınıp Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı'na devredildi ama hiç de iyi olmadı. Çünkü Tarım Teşkilatı'nın personeli yetersiz dolayısiyle saha denetimi zayıf. Teşkilat, sadece kendisine yapılan numune başvurularını değerlendirebiliyor.
Sağlıklı beslenme hakkı insanın temel haklarından biri ama kimsenin umurunda değil.