Tatil dönüşü etrafa şöyle bir göz attım, İzmir'de fazla değişiklik yok. Gündem aynı gündem. Sıcaklar, bozuk yollar, bitmeyen, bitirilemeyen metro, Aziz Başkan ile CHP'li ilçe belediye başkanları arasındaki didişme vs.
İki gün önce televizyonlardan birinin iftar saatinde kulağıma çalmıştı. Kur'an'da "Ulul elbab" tanımı varmış, temiz akıl manasına gelen. Akl-ı selimi, sağduyuyu işaret eden bir kavram. Derin kavrayış, gerçek akıl, temiz vicdan, derin düşünebilmek, gerçeği görebilmek, doğru ve yanlışı ayırt edebilmek, yaşanan olayları doğru değerlendirip, doğru kararlar alabilmek, hepsi bu kavramın içinde.
Bizim CHP'li belediye başkanlarının sürtüşmesi temiz akıl tanımını çağrıştırdı. Akl-ı selim, sağduyu bir kenara konmuş gibi. Başta Büyükşehir, ilçe ve belde belediye başkanları, hizmet üretmek için kafa kafaya vereceklerine birbirleriyle dalaşıyorlar. Güçlerini birleştirecekleri yerde ayrıştırıyorlar.
AH O BÜROKRATLAR
Aziz Bey hiyerarşik olarak kendini diğerlerinin başkanı gibi görmek istiyor. Bürokratlarına göz yumuyor. Ki o bürokratlar geleneksel hantal yapının dışına çıkamıyor. İlçe belediye başkanlarının yenilikçi, pragmatik, bürokratik engellere meydan okuyan anlayışı ile çatışıyorlar. Aziz Başkan da hep bürokratlarını koruyup kolluyor.
İlçe belediye başkanları, Büyük Başkan'ın kentin gelişimi için iş çevreleri, meslek odaları, sivil toplum örgütleriyle kurmaya çalıştığı diyaloğu kendilerinden esirgemesini kabul edemiyorlar haklı olarak. "Biz seçilmişiz, yüzde 60'larda 70'lerde oy aldık. En azından kendi sınırlarımız içindeki Büyükşehir faaliyetlerinden haberimiz olmalı" diye isyan ediyorlar.
Kamuoyunun büyük bölümü, "Aziz Bey ağabeylik yapsın" diyen, Büyükşehir Başkanı'yla diyalog kuramamaktan yakınan ilçe belediye başkanlarına hak veriyor. "Eşgüdümü biz mi sağlayacağız" diye soruyorlar.
TEMİZ AKIL
Fazla eveleyip gevelemeye gerek yok. Sosyal demokratların tek görevi insana yatırım. İzmirli sosyal demokrasi taraftarıdır. Bunun içindir ki bugüne dek hiç bir partiye bu kadar hoşgörülü davranmadı, bu kadar yüksek oy vermedi.
CHP'nin adı çıkmış dokuza inmez sekize. Tabandan tavana neredeyse tüm partililer, birileriyle, rakipleriyle uğraşmaktan çok kendileriyle uğraşıyorlar. Kavga etmekten proje ve hizmet üretecek zamanı da enerjiyi de bulamıyorlar.
Belli ki partinin bu değişmez mayası bizim İzmirli başkanlara da bulaştı. Ancak şapkaları öne koyup düşünmenin zamanı geldi, geçiyor.
Sabırlar taşıyor. Temiz akıl zamanı. Bu kayıkçı kavgası daha fazla uzarsa CHP gelecek yerel seçimlerde belediye başkanlıklarını hayalinde görür.
İzmir Konseyi ama nasıl?
Çiçeği burnunda milletvekillerimizden CHP'li Erdal Aksünger İzmir Konseyi kurulması içni kolları sıvadı. Başta üç partinin İzmir milletvekilleri olmak üzere kanaat önderleri, Ticaret Odası, EBSO, diğer meslek kuruluşları temsilcilerinin buluşacağı bir platform.
Amaç İzmir'in sorunlarını birlikte tartışmak, çözüm yolları için ortak aklı kullanmak. TBMM'nde, Ankara bürokrasisinde birlikte hareket etmek.
Benim bildiğim bu tür girişimler çeyrek asırdır var. Bugüne dek teoriden öteye geçemedi. Dilerim bu kez olur. Hele hele iki bakanımız Binali Yıldırım ile Ertuğrul Günay el verirlerse haydi haydi olur.