Basın toplantısı desem değil...
Basın bültenine ise hiç mi hiç benzemiyor.
Ama pek çok yerel gazetede var.
Hatta çok önemliymiş gibi bir de manşetlerde.
Haberlere bakıyorum hepsinin kaynağı aynı çünkü verilmek istenen mesaj gayet başarılı bir şekilde aktarılmış.
Haber şu...
Karşıyaka ve Bayraklı Belediyeleri arasındaki sorun için CHP lideri Deniz Baykal, eski il başkanı Kemal Karataş’a talimat vermiş ‘Hallet şu işi Kemal’ demiş.
Eğer bu haber kaynağından doğruysa vay anam vay.
İzmir’de bu sorunu çözecek adam kalmadıysa CHP’nin haline vay.
Bu sorunun çözümü eski il başkanı Kemal Karataş’a kaldıysa o zaman CHP’nin haline üç kere vay anam vay...
Yine kaynağın verdiği bilgiye göre DİSK Genel Başkanı’nın, Büyükşehir Belediye Başkanı’nın, CHP İl Başkanı’nın, Karşıyaka ve Bayraklı Belediye Başkanları’nın çözemediği sorunu, Kemal Karataş halletmiş...
Vay be...
Görevde olduğu dönemde kavga etmediği kalmayan Kemal Karataş’ın, barış çubuğu tüttürme görevi üstlenmesi de ayrı bir durum.
Denize düşüldüğüne ne yapılacağı belli olunmuyor.
Ama bu haber bize daha çok, siyasette kenarda kalmama savaşı gibi geliyor.
Önce il başkanlığından, ardından Konak Belediye Başkanlığı koltuğundan olan Kemal Karataş’ın ‘eski astığım astık, kestiğim kestik günlerine ‘ dönmek istediği izlenimi yaratıyor.
Seçim sonrası evine kapanan ve kimseyle konuşmayan, Konak Belediye Başkan yardımcılığı isteği Başkan Hakan Tartan tarafından ‘Benim, il başkanımı altımda çalıştırmam yakışmaz’ diyerek geri çevrilen Karataş’ın yeniden sahada yer almanın hesabı içinde olduğu sonucuna vardırıyor.
60’ı aşan yaşına rağmen hala siyasette var olma çabasını takdir ediyorum ama ’eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı’ sözünü de hatırlamadan edemiyorum.
Üç cümle, üç bakış
Karabağlar Belediye Başkanı Sıtkı Kürüm, ‘Herkesi iş ve aş sahibi yapacağız’ demiş. Ama nasıl yapacağını söylememiş. Başkan Kürüm, insanları meslek sahibi yapınca, iş sahibi yaptığı gibi bir yanılgıdan acilen kurtulmalı. Yoksa Türkiye işsizliği çözemezken Başkan Kürüm sözlerde işsizliği daha çok bitirir. Okuyanlarda bizim gibi, ‘ufak at da civcivler yesin’ cinsinden düşüncelere sahip olur.