Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse, huluskâr, yağcı, yalaka, yağdanlık, yalpak, yaltak, yaltakçı…
Türk Dil Kurumu sözlüğü dalkavuk yahut dalkavuğu işte böyle tarif ediyor.
Neredeyse insanlık tarihinde yönetim mekanizmalarının oluşmasıyla hayatına başlamış bir kavramdır dalkavukluk.
Bizim tarihimizde de mevcut dalkavukluk.Osmanlı sarayında dalkavuğun işi hükümdarın hoşuna gidecek türlü şaklabanlıklar yapmak,taklitler yaparak onu eğlendirmekmiş.Aynı dönemlerde dalkavukluk mesleğinin icra edileceği başka iş kapıları da varmış. Mesleklerinin temeli zenginleri eğlendirmek, kaprislerini çekmek, onların eziyet verici şakalarına katlanmakmış.
Dalkavukluk, eskisinden farklı olarak günümüzde bir hayat tarzı olarak toplum hayatında, yükselme ve itibar görme aracı olarak yerini almıştır. Geçmişte dalkavukluk, toplumsal hayatı veya devlet idaresini etkilemeyen, lokalize olmuş bir meslek alanı ve mizah konusu iken; günümüzde, özel ve sosyal yaşantımızın yanı sıra devlet idaresini de istila eden,adeta avucunun içine almış son derece kaygı verici bir durum olarak yaşanmaktadır.
Dalkavukların ortak özellikleri erdemli olamayan, birey olma özelliğini taşıyamayan, çıkar duygularını her şeyin önünde tutan insanlardan oluşmasıdır.
Dalkavukluk bir mizah malzemesi olarak espiri kaynağı olabilir, komik de olur. Fakat ülke yönetimi başta olmak üzere sosyal hayatımızın yönetim kadrolarında da yer alıyorsa işte o zaman durum pek vahimdir. Bu kurumlarda dalkavukluğun yer alması, hakim olması batışın,yok olmanın başlangıcını meydana getiren bir süreçtir. Çünkü dalkavukluk; ehliyetli, liyakatli, yetenekli, başarılı, çalışkan insanların yükselmesini önler. Böylece nitelik sahibi olanlar bertaraf olurlar, hak etmeyenler de yönetmeye devam ederler.
Dalkavuk biri başa geçtiğinde, etrafını dalkavuklarla doldurur. Bir makam sahibinin çevresine seçtiği insanlara bakarak, nasıl biri olduğunu anlayabilirsiniz. Herkesin birbirine dalkavukluk yaptığı bir düzende işler doğru dürüst yapılmaz. Hoşa giden ama boşa giden işler yapılır.
Dalkavuk makam sahibi kendine güvenmez. Çünkü hak ederek o makamda oturmamaktadır. Kendine güvenmediği için kimseye de güvenmez. Bilgisiyle, yeteneğiyle hâkim olamadığı çevresini ajan kullanarak, açık arayarak, fitne çıkararak kontrol etmeye çalışır. Bu durum yönetimde jurnalciliğe, güvensizliğe, kaygıya, korkuya ve dolayısıyla verimsizliğe yol açar.
Bu yönetimlerdede fikir üretimi olmaz. Aşağıdan yukarı doğru sürekli şu sözler olur. “çok doğru söylediniz efendim” “siz zaten söylemiştiniz başkanım” “siz bu konunun üstadısınız müdürüm” “siz en iyisini bilirsiniz efendim” ... Böylelikle ne fikir ürer ne de doğru bir karar verilebilir.
Böylece, başta oturanlar sözlerinin sadece yankılarını duyarak mutlu olurlar. Ancak yönetimi kendini yenileyemediğinden mutlaka çökmeye başlar.
Dalkavukluğun olduğu yerde ihanetler de çok olur. En büyük dalkavuklar en büyük ihanetleri gerçekleştirenlerdir.Çünkü dalkavukluk, güçte zafiyet başladığında yeni efendilerine yaranmak için eski efendilere ihanet etmekten asla kaçınmazlar.