Milleti temsil edecek, onlar adına karar verecek
vekillerimizi her zaman olduğu gibi yine partilerin genel merkezleri belirledi.
Ön seçim yapan siyasi partilerin delegelerinin vekil olarak
görmek istedikleri adaylarına yine her zamanki gibi itibar edilmedi.
Korkarım bu durum, kısır bir döngü gibi sürüp gidecek.
Her seçim dönemi arefesinde böyle bir uygulamanın
gayridemokratik olduğundan uzun uzun bahsedilecek,ama sonuçta yine genel
başkanlar ve ona yakın genel merkez isimleri belirleyici olacak. Biz de boşu
boşuna zaman kaybedeceğiz.
Aslında seçime falan
gerek yok! Deney yapar gibi sonuca ulaşılabilir. Birkaç ünlü anket
kuruluşu anket yapar, belirlenmiş adaylar bu anketlerin ortalamasına göre
parlamentoya girip milleti temsil eder. Bu kadar strese gerek de kalmaz!
15 bin civarında insanımız 2011 Milletvekili seçimi için
değişik partiler aracılığıyla yada bağımsız aday olarak vekil olmaya niyet
etmiş. Bağımsızlar için iş daha kolay. Siyasi partilere başvuranların 550’si
listelerde yer bulmuş.
Yer bulamayanların mutsuzlukları kendilerine, ama ya
listelere girenler?
Onların durumu çok enteresan.
Aday adaylığı için hatırı sayılır bağışta bulundular. Çünkü
onlar gönül verdikleri siyasi yapıların birer neferidir. Siyasi partilerine
zevkle! bağışta bulundular. Elbette aday olamayanın parası “seçimde kullanılmak
üzere” cevabıyla iade edilmedi,partilerin kasalarına giriverdi.
Buraya kadar her şey normal. Asıl anormallik adaylıklar ve
sıralar belli olduktan sonra başlıyor. Bu sefer sıra, il başkanlıklarına
geliyor. Seçilebilir yerlerdeki adalarından yüksek bedelleri seçim kampanyasına destek adına tahsil
ediyorlar. Örneğin iktidar partimizin vekil adaylarının ilk sıralarında yer
alanlarından (yani ilk 6 sıra İzmir 2 bölge,toplam 12 aday) 100 bin TL. bağış
yapması istenmiş. Diğer adayların bağış miktarları da belirlenmiş. 4 milyon
TL’nin üzerinde bir taslak bütçe hazırlanmış.
Peki, devletimiz seçim için parlamentoda grubu olan siyasi
partilere milyonlarca lira seçim yardımı yapmıyor mu?
Yapıyorsa, neden adaylardan bu denli yüksek seçim gideri adı
altında paralar toplanıyor?
Parlamentoda milletini temsil etme özelliklerine sahip olan
bir adayın mutlaka bu parları verecek kadar varlıklı olması mı gerekiyor?
Bu parayı verecek durumu olmayan nitelikli insanların
bizleri temsil etme şansı yok mudur?
Ondan sonra “ milletvekilleri neden iş takipçiliği yapıyor,
neden yakınlarına ihale bağlıyor “ diye konuşup duruyoruz.
Eğer ticari mantıkla düşünürsek o kadar para vererek yatırım
yapan biri sizce ne yapar?