Baharın dirilişini temsil eden Nevruz
kutlamaları her yıl olduğu gibi bu yılda ülkemizde kutlanmış, Devletin resmi
kutlamaları yanında BDP öncülüğünde de kutlamalar yapılarak, bu kutlamalar her
yıl olduğu gibi yine“gövde gösterisine” dönüştürülmeye çalışılıştır
. Şırnak’ın Silopi ilçesindeki Nevruz
gösterilerinde BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, tartıştığı Emniyet
Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürü Baş komiser Murat Çetiner’e tokat atıp, hakaret
etmiş, Devletin Güvenlik güçlerine tokat atmaktan çekinmemiştir. Tunçel,
geçmişte “PKK yandaşlığından hapiste iken” milletvekili seçilerek meclise gelen
bir vekildir.
İşin ilginç tarafı AKP iktidarı tarafından
“açılım sayfası” Ankara’da Polis Akademisinde atılmıştı. İşte o açılımdan
bugüne gelinen yol haritası neticesinde polisimize milletin vekili olması
gerekenler tarafından tokat atılmıştır.
Yaşanan bir diğer olay da; Nevruz
kutlamaları bahanesiyle Batmanda toplanan kalabalık yine rahat durmuyor ve
devletin güçlerine taşlı sopalı saldırıda bulunuyor.
BDP Batman Milletvekili Bengi Yıldız
üzerine giydiği PKK paçavrası renkli elbisesi ile yandaşlarıyla birlikte polise
taş atmaktan hiç çekinmemiştir.
12 Haziran seçimleri yaklaşırken terörle
beslenen odaklar her fırsatta devletin güvenlik güçlerine saldırmaktan, tokat
atmaktan ve taş fırlatmaktan çekinmemektedir.
Türkiye bugün bu noktaya kendiliğinden
gelmedi. İktidarda ki AKP’nin yol haritası, İmralı, Kandil dayatmaları bölücü
terör örgütüne ve yandaşlarına cesaret vermiştir.
Toplumda büyük infiale neden olan bu
olaylar zaten geçmişe ve açılım sürecine baktığınız zaman boyutlarının nerelere
kadar uzandığını bize göstermektedir. Elimizde o kadar çok örnek var ki, bu
örnekler ve “görmemezlikten gelinen olaylar” bu halkı artık çileden
çıkarmaktadır.
Diyarbakır’ın BDP’li Belediye Başkanı Osman
Baydemir, KCK-TM 10 operasyonu sonrasında Diyarbakır BDP İl binası
önünde binlerce kişinin katıldığı basın açıklamasında hükümete “has...tirr”
çekmişti. Baydemir, şunları söylemişti: “Daha dün meşenin umut olduğunu
paylaştık. Halkımın affına sığınarak, başbakan ve hükümet sesleniyorum; meşe
ağacının hangi dalı nerenize battı? Bizi şahin ve güvercin diye ayıranlara
‘has..tir’ diyoruz. ”
Devlete ve devleti yönetenlere “has..tirr
çeken bir belediye başkanına dün kimsenin “gıkı” çıkmamış, bugün ise BDP’li
vekillerden birisi polisimize taş atmakta, birisi Komisere tokat atmakta, bir
diğeri ise polisin başındaki şapkasını alıp yere fırlatabilmektedir.
Tüm bu yaşananların temelinde ise iktidarın
açılım adına “gıkını” çıkaramayan bir eski içişleri bakanı ve iktidar
gelmektedir.
Atatürk’ün meçlisinde milletin vekilleri
olması gerekenler polisimizi taşlıyor, polisimize tokat atıyor ve AKP
iktidarının açılım politikaları sayesinde kimsenin gıkı çıkmıyor.
Dokunulmazlık zırhına bürünmüş bu vekiller
hiç çekinmeden, sıkılmadan polisimize taş ve tokat atma cüretini
gösterebilmiştir.
Seçimler yaklaşırken “gemi azıya alanlar” durmak niyetinde de
olmadıklarını açıkça beyan etmektedirler.
BDP ve yandaşları seçimlere kadar “sivil
itaatsizlik” kararı alarak, her gün eylem yapma kararı alabilmişlerdir.
BDP’li vekillerin yaptıkları eylemlere en
sert cevabı MHP lideri Sayın Bahçeli vermiştir. “Sebebi ne olursa olsun
devletin güvenlik güçlerine uzanan eller mutlaka kırılacak ve hesabı
sorulacaktır” diyerek güvenlik güçlerimize sahip çıkmıştır.
Tüm bu olaylara baktığımız zaman hainleri
bu derece cesaretli kılan, sorumsuzca davranmaya sevk eden en önemli neden ise
AKP iktidarının açılım politikalarının neticesi olmuştur.
Güvenlik güçlerimize fırlatılan taş ve
atılan tokat Habur görüntülerinden önce “İyi şeyler olacak” diyenlere
atılmıştır.
O tokat ve taş;”İmralıyla görüşmelerin
başlatıldığı, İmranlın yol haritalarının önemsendiğinin açıklandığı gün
atılmıştır.
O taş ve tokat; Referandum esnasında
iktidar tarafından “Bekleyin sabırlı olun, yeni Anayasa düzenleyeceğiz, sizin
taleplerinizi de bu millete alıştıra alıştıra kabul ettireceğiz” dendiği gün
atılmıştır.
O Taş ve tokat; “yeni Anayasada Türklükle
ilgili ibareler gözden geçirilecek” denildiği gün atılmıştır.
O tokat ve taş; “Devletin resmi dili
Türkçedir” denmesine rağmen BDP’li belediyelerde Türkçenin yanında Kürtçe
tabelaların asıldığı gün atılmıştır.
Sonuç olarak polisimize atılan taş ve tokat
aslında AKP iktidarına atılmıştır, AKP’nin “demokratik açılım, Kürt açılımı
hayallerine” atılmış bir tokattır.
Bütün bu yaşananların ülkemizin tehlikeli
ve geri dönülmesi çok zor olan karanlık bir tünele doğru çekildiğini, bu
tünelden ise ancak 12 Haziranda AKP iktidarına ve açılımlarına “yeter artık
dur” denilmesi halinde önlenebileceğini halkımız iyi idrak etmeli ve
Türkiye’nin tehlikeli gidişine bir son vermelidir.