Biri Manisa, diğeri İzmir'de iki
başarılı organizasyonu bir arada yaşıyoruz bugünlerde.
Önce Manisa'ya gidelim. Manisalılar bahar coşkusunu mesir şenliği ile karşılar.
471 yıldır tekrarlanan bir gelenektir bu. Halk konserleriyle, bando, mızıka ve
diğer renkli ekiplerin gösterileriyle, ışık ve havai fişek oyunlarıyla özel
günler yaşatır Manisalılara.
Ulusal değerler, yerel değerlerden oluşur. Mesir bunlardan biri, tarihi ve
kültürel geleneğiyle diğerlerine fark atar.
EFSANE MACUN
Mesir macununun mucidi Manisalı Merkez Efendi. Kanuni'nin annesi Hafsa Sultan
hastalandığında şifa niyetine, ilaç niyetine bu macunu hazırlamış. Mesir macunu
yiyene, yılan çıyan sokmazmış. Gelinlik kıza nasip çıkar, çocuğu olmayanın
hamile kalmasına yardımcı olurmuş. Efsane böyle. Ancak günümüz tıp adamları da
mesir macununun bazı yararlarını kabulleniyor. Uyarıcı, iştah açıcı, idrar ve
sindirim sistemlerini düzenleyici etkileri varmış. Meraklısı Google'dan
teferruat edinebilir.
BARIŞIN SİMGESİ
Manisalıların temel amacı şenlikler vasıtasıyla Manisa'yı dünyaya tanıtmak.
Mesiri ihraç ürünü haline getirmek, umudun, sevginin, barışın simgesi olarak
dünyaya yaymak.
Gelelim başlığa; bir süredir haftada bir ekrana düşen, "Muhteşem
Yüzyıl" dizisini izleyenleriniz vardır. Nebahat Çehre'nin canlandırdığı
Hafsa Sultan yani Yavuz Sultan Selim'in karısı, Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi
Hafsa Sultan, dizinin başkahramanlarından.
Dizinin yapımcıları umarım Hafsa Sultan'ı yaşatan mesir macununu dolayısiyle
Manisa'yı unutmazlar, bir iki çekim de buralarda yaparlar.
TARİHE SAYGI
Manisa kıymeti bilinmeyenlerdendir. Sarayı, Hafsa Sultan Camii, Muradiye
Külliyesi, şehzadelerin staj yaptığı hanlar hamamlarla tam bir tarih kentidir.
Belediye Başkanı dostumuz Cengiz Ergün, güzel hizmetler veriyor. Yeni otogar,
meydan düzenlemesi, parklar, bahçeler, Atatürk Sergi Salonu, gençlik merkezi
bunlardan bazıları. Beni asıl etkileyen, "Tarihe Saygı Projesi"
çerçevesindeki çalışmaları. Hüsrevağa Hamamı'nı, Sıbyan Mektebi'ni, Ayni Ali
Türbesi ile 22 Sultanlar Türbesi'ni aydınlatmış. Alibeyli Camii'ni, tarihi
Çınarlı Kahve'yi, Yeni Han'ı restore ettirmiş.
Şehzadeler kentine giderseniz buraları görmeyi de unutmayın.
Marble'ı sahiplenelim
İzmir'deki kıvanç kaynağımız, Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı.
Marble-İzmir, Verona'dan sonra alanında dünyanın ikinci fuarıydı ancak sırasını
Çin'in Xiamen kentine kaptırdı.
Çin sektörün büyük oyuncusu, bizim de en büyük alıcımız. Bu ülkeye 600 milyon
liralık mermer ve doğaltaş satarken, ikinci sıradaki ABD ihracatımız 220 milyon
dolarda çakıldı kaldı.
HEDEF İLK SIRA
Doğaltaş dünyasının üretici, tüketici tüm oyuncuları hafta başında İzmir'de
buluştu. Üçüncü büyük markamız olarak gururlandığımız Marble'a bu yıl 43
ülkeden 265 yabancı firma katılıyor. 900 de yerli konuğumuz var.
İzmir'in bu yüz akı organizasyonu, bu yıl da otelcilerimizin, restoran
işletmecilerinin, esnafın, taksicilerin yüzünü güldürdü. Kağıt üzerindeki
hesaplara göre, beş günlük fuar İzmir'e 70-80 milyon dolar hasılat bırakacak.
Hedef Marble-İzmir'i 2015'te Xiamen ve Verona'nın önüne çıkarıp dünyanın en
büyük doğaltaş fuarı unvanını kazandırmak. Bunun için öncelikle yeni fuarın
tamamlanması gerek. Ayrıca madencilere, ihracatçılara, fuarcılara ve medya
olarak bize önemli görevler düşüyor.