İzmirli Ortadoğu uzmanı
Bülent Rusçuklu Karşıyakalı. Milli İstihbarat Teşkilatı'nın
gözde ajanlarındandı, artık emekli.
Ağırlıklı olarak kaynayan kazan
Ortadoğu'da görev yaptı. Örneğin, 6 yılı İsrail'de geçti. Casusların cirit
attığı bu coğrafyada nefes kesen operasyonlara katıldı. CIA ve MOSSAD'ın
senaryolarını ezberledi. Ortadoğu coğrafyasında ülkeleri gerçekten seçilmiş
politikacılar mı yönetiyor, yoksa onların arkasındaki "Gerçek güç" mü sorularına
en iyi yanıtları verebilecek bir uzman.
KİTAP
FABRİKASI İstihbaratçıların, ajanların gördüklerini, yaşadıklarını,
emekli olduktan sonra bile çıplak olarak dillendirmeleri risklidir, dolayısiyle
adetten değildir. Rusçuklu, birikimlerinin ve yaşadıklarının bazı bölümlerini
romana dökerek kamuoyu ile paylaşmaya çalıştı. Casuslar Savaşı, Şeytan
Krallığı, Savaşın Eşiğinde, Unutulan Savaş (Kore Savaşı) ve Suikast adlı
romanlarında, okurlarını maceradan maceraya koşturdu. Şimdi bunlara bir yenisini
ekledi; "Elif'in Hikayesi-Ermeni Belgesi." Bu da öncekiler gibi okurun soluksuz
okuyacağı bir yapıt.
Ilımlı İslam mı uyumlu İslam
mı? Bugünlerin gündemi Güney Akdeniz ve Ortadoğu'daki kaos malum.
Karşıyakalı hemşerimizin, uzmanı olduğu coğrafyadaki değişim rüzgarlarıyla
ilgili yorumuna başvurdum. İşte söyledikleri; "Ortadoğu'yu analiz etmek zor
iş. Dünyanın en büyük strateji uzmanları bile bu konuda acizlik çekiyor. Yine de
bir şeyler söylemek mümkün. İlk bakışta olaylar Afrika ve Ortadoğu'yu saran
baskıcı rejimlerden kurtulma hareketleri olarak değerlendirilebilir. Bu şüphesiz
kendiliğinden oluşan zincirleme bir gelişim değil. Arkasında ABD'nin olduğu, bu
bölgedeki yıpranmış diktatörlerin yerini alacak kişilerin ve yeni rejimlerin
(Büyük Ortadoğu Projesi) kurulmasının hedeflendiği, ılımlı ya da uyumlu
yönetimlerin arandığı söylenebilir.
KÖTÜ ÖRNEKLER
Ancak bu ülkelerde, ne daha sağlıklı rejim kurulabilir, ne de
gidenlerden farklı yapıda diktatör gelebilir. Geçmişte gördük, CIA ve MOSSAD,
İran Şahı'nın devrilmesi konusunda başarısız oldular. ABD İran'a aşırı İslamcı
rejimin gelmesini önleyemedi. Başka bir örnek Enver Sedat olayı; Camp David
(1978) sonrası müzakereler İsrail ile Mısır'a 1979'daki barış anlaşmasını
getirdi. Ancak anlaşma barışı getirmesine karşın Mısır'a refah getirmedi.
Sedat'ın popülaritesini gittikçe düşürdü. Bu da ülkede sansürün, muhalefete
karşı sertliğin ve tutuklamaların artmasına yol açtı. Sedat, ABD'ye yük olmaya
başlayınca çok iyi planlanan bir suikastle yok edildi. Yerine, suikast sırasında
yanı başında olan ama kılına dokunulmayan yardımcısı Mübarek
oturdu.
100 YIL İLERDEYİZ Şimdi Mübarek gitti. ABD
yeni Mübarekler bulacaktır. İsrail için, İsrail'in varlığı için bu şart. Keza,
Ürdün'de de hükümetler değişecek, reformlar yapılacaktır ama Kral kalacaktır.
Kral'ın yerine, İsrail'i içine sindiremeyecek bir başka gücün gelmesine fırsat
verilmez. Libya ve öteki Arap ülkelerine gelince; doğru, Araplar çağın ruhu
demokratik hayattan yeni yeni haberdar olmaya başladılar. Ama şu andaki değişim
rüzgarları demokratik istemlerden çok, yoksulluktan yani halkın güncel
ihtiyaçlarından kaynaklanıyor. Sonuç olarak, bu coğrafyaya demokrasinin,
sosyal paylaşımın gelmesi için daha uzun yıllara ihtiyaç var. Bize gelince,
demokrasimizle, gelişen ekonomimizle onların 50 yıl, 100 yıl ilerisindeyiz. Bir
de AB ile bütünleşebilirsek, sırtımız yere gelmez."
Sayfayı Yazdır - Yazıyı Arkadaşlarına Yolla
|