Sevgili halkım demokratik düzenin
baş aktörü ama farkında değil. Oyunu veriyor, sonrasında ne belediye başkanını,
ne milletvekilini, ne de bakan ya da başbakanı sorguluyor.
Seçilmişler ve en
alttan en üste kamu görevlileri, kendilerinden hesap sorulmasından
hoşlanmadıkları için bu alışkanlığı halka başarıyla yerleştirmişler. Vatandaşa
demokrasinin oy atmaktan ibaret olduğunu öğretmişler, o da
kabullenmiş.
Geleceğimiz, yeni bir kültür ve yaşam biçimi oluşturmaya, aktif
yurttaşlık bilinci geliştirmeye bağlı. Yurttaşa toplumsal hayatta sorumlu ve
etkin rol oynamasını öğretmeliyiz.
Bu yolda atılan adımlar var. Birbirleriyle
temasları bile olmayan insanlar doğanın, kentin, emeğin sömürüsüne karşı
birleşebiliyorlar. Çevre katliamlarına, altıncılara, gümüşçülere, nikelcilere
karşı mücadele veriyorlar. Derelerin Kardeşliği Platformu'nda buluşup onlarca
vadide hidroelektrik santrallerini (HES) engellemeye çalışıyorlar. Kent
konseylerinde, söze ve uygulamaya katılmaya çalışıyorlar.
ARAMA
KONFERANSI
Ama yetersiz. Bu adımları hızlandırmak, vatandaşlık
eğitimini geliştirmek, onları katılım, karar alma, proje üretme ve kent
yönetimini etkileme konusunda daha dinamik hale getirmek
zorundayız.
Eleştiriyle yetinmeyen, karar süreçlerine katılan, bütçeleri ve
yatırımları izleyen, eleştiren aktif yurttaş tipi yaygınlaşmalı. Görev, birinci
derecede yerel yönetimlere düşüyor fakat, onlar bu konuda yeterince duyarlı
değil.
Belediyelerin yerine Türkiye'nin ve İzmir'in bu en büyük ihtiyacına
Ege-Koop parmak bastı. Geçtiğimiz günlerde dört dörtlük bir arama konferansı
düzenledi. Akademisyenler, mühendisler, mimarlar, meslek odaları ve sivil toplum
örgütlerinin temsilcileri, herkes geldi ama bizim Bornova'nın sevgili Başkanı
Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır dışında hiçbir belediye başkanı ya da vekil
lütfedip gelmedi bu önemli toplantıya.
Birbirinden güzel fikirler, öneriler
ortaya çıktı konferansta. Bunlar kitaba dökülecek ve yerel yönetimlere
dağıtılacak.
Umarım yol haritası olarak ciddiye alınır.
Rakı
deyip geçmeyin
Üzüm suyu ile birleştirilen anasonun yani bildiğimiz
rakı, meğer ne kadar yararlıymış. Manchester Üniversitesi biyokimya hocalarından
Prof. Sir Alex Harley araştırmış. Rakı damarları açıp kan dolaşımını
rahatlatıyor, beyin fonksiyonlarını hızlandırıyormuş. Ayrıca tansiyonu normal
seviyesine getirip, stresi sıfırlıyormuş.
Bu yararları sağlamak için en fazla
iki duble içme şartını koşuyor Sir Alex Harley. Üçüncü duble alındığında bu
yararlar nötrleşmeye başlıyor, dördüncü duble alındığında ise, tüm bu yararlar
tersine dönüp zarar halini alıyor, zehir etkisi yapıyormuş.
NOT: Bu bilgi
bilgisayara ne zaman düştü biliyor musunuz? Johnnie Walker, Bailey's, J&B,
Smirnoff gibi ünlü markaların sahibi olan İngiliz şirketi Diageo'nun Mey İçki'yi
satın almasından sonra. Bizim Tekel, rakıyı 2003'te 292 milyona Mey İçki'ye
satmış. 2006'da 810 milyon dolara Amerikan Texas Pasific'in devraldığı şirket,
iki gün önce de 2 milyar 100 milyon dolara İngiliz devi Diageo'nun
olmuştu.
Maşallah adamlara. Profesörleri ve medyayı ayarlamayı yani,
pazarlamanın her türlüsünü biliyorlar. Bizim 292 milyon dolara sattığımız
firmayı, 2 milyar dolarlık değerin üstüne taşıyorlar.
Temsili demokrasiden katılımcı demokrasiye geçemiyoruz.
Nitelikli insan potansiyelimiz kısıtlı.