Beşiktaş Belediyesi Mustafa Kemal Merkezi’ndeki basın
toplantısından çıkan CHP Genel Başkanı aşağı inmek için yukarı çıkışa programlı
yürüyen merdivenle aşağı doğru inmeye çalışırken merdiven birden çalışmaya
başlıyor ve kockoca CHP Genel Başkanı düşme tehlikesi atlatıyor.
Bu son derece insani olay günlerdir polemik konusu oldu ve
koca koca adamlar bu konuyu tartışıyor.
İnternette “Kılıçdaroğlu ve yürüyen merdiven geyikleri”
yayılıyor.
Kılıçdaroğlu ilginç ve yoğun bir gayretle komik duruma
düşürülmeye çalışılıyor.
Bu bir hatadır,ama bu hata Kılıçdaroğlu’nun hatası değildir.
Bu hata onu korumakla görevli personelin kabahatidir bana göre.
Bu tarz toplantılar günler öncesinden programa alınmış
faaliyetlerdir. Korunan şahsiyet o mekana nasıl gider, karşılaşabileceği olumlu
veya olumsuz durumlar neler olabilir, nereden girer,nereden çıkar, herhangi bir
güvenlik problemi oluştuğunda acil ve güvenli çıkış noktaları nereleri olabilir
gibi pek çok teknik detay güvenlikten sorumlu kişilerin görevidir.
İnmek için,çıkmaya ayarlı otomatik bir merdiveni koruduğun
kişeye kullandırmak büyük hatadır. Panik ortamı ardında pek çok tehlikeyi
barındırır. Ve bunları bilmek ve uygulamak güvenlikçinin vazifesidir.
Olmasaydı iyiydi, ama oldu birkere. Herkesin başına
gelebilecek bu olay ülkenin en önemli bir kurumlarından birinin başındaysanız
eğer pek normal karşılanmaz. Bu yüzden de o gün yaşanan tatsız durum bir daha
benzeri yaşanmaması için bütün güvenlik görevlilerince ders alınması gereken
önemli bir konudur.
Buradan aslında bazı konularda ne kadar hazırlıksız ve
amatör olduğumuz ispatlanmış oluyor.
Yani ,aslında son derece beceriksizken,çok becerikliymişiz
gibi görünen bir davranış zincirinde yaşıyoruz. Nedense kimse hata yaptığını
kabullenme erdemini gösteremiyor. Her hata yapan en kolayı olan kabullenme ve
özür dileme yerine, ard arda kendisinin bile inanmakta zorlanacağı mazeretler
sıralama gayretine giriveriyor.
Örneğin, adam elektrik idaresi adına elektrik tellerine
zarar vermesi muhtemel ağaç dallarını kesmekle görevli, kesiyor dalı. Dal zarar
vermesin diye kestiği tele düşüyor ve teli koparıyor. Sokağı elektriği
kesiliyor. Arıza saatler sonra gideriliyor. Arızaya gelen ekip,sokak
sakinlerinin yüzüne sirke satar bir edada bakıyor, bakışına aynı terslikte bir
karşılık bulsa patlamaya hazır bomba gibi. Sanki sokaktaki arıza sokaktakiler tarafından
yapıldı.
Öte yanda, teli kesen adam hatasını kapatmak için başlıyor
masal anlatmaya. “ tam keserken merdiven sallandı,sallanınca aşağıya seslenip
merdiveni tutmalarını söylerken çep telefonum titreşimdeydi,titredim birden. O
sırada dal koptu “ vs. Ben masalı özetledim, bıraksan saatlerce anlatacak. “Hata
yaptın kardeşim,hesabını ver” diyen bir mekanizma maalesef yok.
Sirke satan arızacı, hesabı kendi kurumunda olana sorarak
zararı tazmin etmek yerine sokak sakinlerine bağırmayı kendine iş seçtiği
sürece biz değil bir partinin genel başkanını, Cumhurbaşkanı’nı çürük ahşap
merdivenle ağaca bile çıkarırız.