İLK bağlantıyı 7 Ocak günü saat 10:47’de yapmışım. Haberin başlığı
şöyle:
“Savunma Bakanı o gün neredeydi?”
Soru, CHP Milletvekilli
Atilla Kart’a aitti.
Ayrıntısı ise çok önemliydi.
Atilla
Kart Genelkurmay Başkanlığı’nın, “muhtıra” olarak tanımlanan 27
Nisan 2007 tarihli açıklamasından 1 gün sonra yapılan Bakanlar
Kurulu toplantısına, Milli Savunma Bakanı’nın davet edilmediğini söylemiş ve
“Hükümet, Bakanlar Kurulu toplantısındaki görüşmelerin, Milli Savunma Bakanı
aracılığıyla birilerine ulaştırılmasından mı endişe ediyor?”
demişti.
Gerçekten de “ibretlik bir haberdi” bu.
Üstelik habere konu olan
soru bugüne kadar da yanıtlanmadı veya en azından ben o cevabı görmedim,
duymadım ve bilmiyorum.
Ve tesadüf...
7 Ocak benim evlendiğim
gün.
Nikâh şahitlerimizden biri de, bugünün Milli Savunma Bakanı, o günün ise
İzmir Valisi olan Vecdi
Gönül’dü!
* * *
Facebook’da
açtığım “İbretlik haberler” sayfasına şimdiye kadar 1500’e yakın bağlantı
yapmışım.
Şöyle bir baktım da, geçen 1 ay 1 haftada birbirinden ciddi, komik,
trajik haberler yayımlamışım orada.
TÜİK’in “Yoksulluk Çalışması” meselâ.
Al da “ibreti âlem” için, çarp
birilerinin suratına!
Aylık yoksulluk sınırının 825 lira olarak belirlendiği
Türkiye’de, 12 milyon 751 yoksul bulunurken, 339 bin kişinin
de açlık sınırının altında yaşaması ve bütün bu insanlara “iş
vermek” yerine, “makarna ve kömür dağıtarak” onların çaresizliğinin “iktidara
göbekten bağlanma” sonucunu doğurması karşısında...
Nasıl olur da isyan etmez
insan olan bütün bunlara?
* * *
Sayfaya aktardığım son haberlerden biri Kıbrıs’tandı.
Hani şu “salak pankartın” açıldığı
Kıbrıs’tan.
Biraz bilirim Kıbrıs’ı.
En azından “bazılarının aksine” Akdeniz’de bir ada olduğunu ve Türkiye için ne denli önem
taşıdığını bilirim!
Kim de derse desin, Kıbrıs ne verilir; ne de Kıbrıs’tan
gidilir.
İşte o “salak pankartı” açanlar, bunu iyi bilmelidir.
Ve elbet,
Kıbrıs’ı “AKP teşkilatı” gibi yönetmeye kalkanlar da, oradaki seçilmiş insanlar
dururken, “seçim kaybedenleri muhatap almaktan” hızla vazgeçmelidir!
Aksi
halde KKTC Cumhurbaşkanı Derviş
Eroğlu’nu sıkıntıya sokarız.
Dediği gibi:
Rumlara karşı elini
zayıflatırız!
Sevgiliye...
YERİN seni
çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif.
Kalbinin attığı
kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç.
* * *
Sevdiklerin
kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü.
Ne renk olursa olsun kaşın
gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin.
* * *
Yaşadıklarını kâr
sayma
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna.
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün.
* * *
Gülebildiğin kadar mutlusun bil ki
ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar
sevileceksin.



