İktidara geldikleri günden bu yana İzmir’le bir türlü
“yıldızı barışmayan” AKP, içlerine sindiremedikleri İzmir’i her fırsatta
aşağılamaya, kötülemeye özen gösteriyorlar.
Ege’nin incisi, demokrasinin beşiği, laik cumhuriyete son
derece bağlı İzmir halkı da bir türlü AKP ve kadrolarını sevmemiş, benimsememiş,
bu tavrını da her seçimde AKP ‘ye oy vermeyerek cezalandırmıştır.
Türkiye’de her zaman ilkleri yaşayan ve ilklere imza atan
bir İzmir vardır.
Anadolu işgal edildiğinde düşmana ilk kurşunu sıkan Hasan
Tahsin, Milli mücadele yıllarında “Kuva-i milliye’yi “ ve “Kuva-i milliye
ruhunu” oluşturan yine İzmirlilerdir.
Kurtuluş mücadelesi sonrası düşmanın denize döküldüğü,
kurtuluş savaşının, silahlı mücadelenin bitirildiğinin adresi de yine İzmir
olmuştur.
İstiklalini kazanmış bir ülkenin artık ekonomik savaşının
verilmesi gerektiğini söyleyen Mustafa Kemal, ilk “İktisat kongresini” de
İzmir’de toplamaya karar kıldığı kentimizdir İzmir.
Cumhuriyet tarihi boyunca İzmir ve İzmir halkı her zaman
Cumhuriyetten, Cumhuriyetin ilkelerinden yana tavır koymuş, üniter yapıya,
demokratik, laik, sosyal hukuk devletine sahip çıkmış, hoşgörünün, güzelliğn sembolü
olmuş bir kentimizdir İzmir.
İzmir ve İzmir halkımızın bu özellikleri, bu güzellikleri
yanında bir özelliği daha vardır. O da “siyasi iktidarların aldatmalarına,
sapkınlıklarına, yalanlarına asla taviz vermemesidir.”
Gecen hafta İzmir’i ziyaret eden AKP Genel Başkan Yardımcısı
Hüseyin Çelik ESİAD’ DA yaptığı konuşmada İzmirlilerin temsilcilerinin
gözlerinin içine baba baka ağza alınmayacak laflar edebilmiştir.
Çelik yaptığı konuşmada İktidarın İzmir’i “ötekileştirdiği”
iddialarına cevap vermiş ve:
"İzmir'den bir türlü harmoni çıkmıyor, kakofoni
çıkıyor. Kayseri örneği var. Halkın iradesine dayalı. Varsa bakan,
cumhurbaşkanı var. Ahenk var ki mesafe kaydediyor. Konya'da bir tek gecekondu
bulamazsınız. Bir türlü ortak paydalarda kentlilik bilinciyle İzmirlilik
ekseninde buluşarak ciddi bir hamle yapılamadı. İzmir'i bu adeta ötekileştirme
demek doğru değil ama cumhuriyet daha kurulurken modern İzmir’i temsil eden
İzmir'i ben nur topu gibi çocuğa benzetiyorum. Ama kir pasak içindedir, güzel
elbiseler giydirip o çocuk güzelleşir. Potansiyele sahip olmasına rağmen bu
durumu hak etmiyor. Adeta burada bir şeye engel olma zihniyeti, çözümün bir
parçası olmanın önüne geçiyor. İzmir dört tekerine de fren takılmış bir araç
gibidir" ifadelerinde bulundu.
İzmir’den bir türlü umdukları desteği alamayan, İzmir
Halkının teveccühüne mazhar olamayan AKP, geçmişte “Gâvur İzmir” diyerek
aşağıladığı İzmir Halkını bu kez de “kir pasak içinde” bir çocuğa benzetme,
kakofoni deme gafletine düşmüşlerdir.
İktidar İzmir halkıyla kucaklaşmak istiyorsa, onu pasaklı
çocuklara benzetmekle, Gâvur nitelemesi yapmakla sağlayamayacağını artık
anlamalıdır.
İktidar İzmir’i “ötekileştirmek” yerine diğer kendine bağlı
belediyelere yaptığı destek gibi İzmir Belediyesine de destek vermeli, İş adamlarına,
İzmir halkına gerçek icraatları ile yakınlaşmalıdır.
Ankara’ya, İstanbul’a merkezi hükümet tarafından verilen
desteklerin İzmir’e de verilmesi, İzmir’e de ayırım yapılmadan sahip çıkıldığı
gösterilmelidir.
İzmir halkının onurunu kırıcı, aşağılayıcı (maksadı ve amacı
ne olursa olsun) ifadelerden de bu iktidarın ve bu partinin yöneticileri
kaçınmalıdır.
Aksi takdirde İzmir halkı AKP’nin tüm bu söylemlerine cevabı
yine sandıkta kendisini gösterecektir.