Bornova'daki lüks balık restoranı Suare'nin sahibi, geçen perşembe ilçenin gururu Bornova Belediyespor Basketbol Takımı'nın oyuncularına yemek verir.
Belediye Başkanı Prof. Kamil Okyay Sındır ile kulüp yöneticilerinin de hazır bulunduğu yemeğin tam ortasında iki şahıs mekanı basıp Belediyespor yöneticilerine, antrenör Ajlan Kavasoğlu'na küfürlü hakaretler savurur. Başkan Sındır'a "lan" diye hitap ederek tehdit edip dışarı çıkmasını isterler.
Yemeği basanlar, sokaktan geçen sarhoş, ayyaş, haylaz, başıboş, külhanbeyi sıradan kişiler değil. Bornova Belediyesi'nin CHP'li üyeleri Erol Mutlu ile Metin Atmaca. Başkan Sındır CHP'li, yanındaki yöneticiler CHP'li ve onlar da belediye meclis üyesi. Olay çirkin mi çirkin. Restoran sahibiyle, o an orada müşteri olarak bulunan iki arkadaşım ve de tehdit edilen CHP'li meclis üyeleriyle konuştum. Olayı aynen doğruladılar, nefretlerini dile getirdiler, kınadılar.
CHP, Ankara'yı, yani genel yönetimi halletti ama henüz örgütü temizleyemedi. Örgütte, Bornova'daki skandalı yaratan kişilere benzer CHP'ye asla yakışmayan bir sürü insan var. CHP'yi olduğu yerde tutanlar bunlar. CHP'ye umut bağlamak isteyenler, bu tipleri, bu hizipleri, bu kavgaları gördükçe geri çekiliyorlar.
Sözüm CHP il ve Bornova ilçe başkanlıklarına ama asıl MYK üyesi Sayın Alaattin Yüksel'e;
Adı geçen kişileri disipline vermeyi ve de en azından İzmir'de örgütü bu tip kişilerden kurtarmayı düşünüyor musunuz?
Elleri kırılasıcalar
Kuşadası ile 1970'li yıllarda tanıştım. Türkiye'de turizm kavramının ilk telaffuz edildiği yerlerden biridir. Beton yığınına dönüştürülmesine rağmen hala severim. Salt deniz, güneş, kum odaklı değildir. Peyzajı ile kültür zenginlikleri de turistik hazinenin göbeğinde sayılır. Yat ve kruvaziyer turizmiyle daha da gelişiyor. Artıları arasına önümüzdeki yıllarda kongre turizmi de eklenecek.
CENNETE TAŞOCAĞI
Hafta sonunda işte tam da bu kongre merkezinin dibindeki Pine Bay'da eğlendik gazeteci arkadaşlarımla.
Arada otelin patronlarından saygın insan Naile Göçen Hanımefendi ve Kuşadalı turizmcilerle sohbet ederken haberdar olduğum bir konu tepemi attırdı.
İntepe'de taşocağı açılacakmış. Enfes kızılçam ormanlarıyla kaplı bu yörenin adı İntepe. 2006'da yüreklerimizi de yakan Kuşadası ile Meryemana arasındaki büyük yangın sonrasında hayatta kalmış tek kızılçam ormanı burası.
İşte burada taşocağı açılacakmış. Muğla Orman ve Çevre Bölge Müdürlüğü'nden taşocağı için ön izin ve "ÇED raporu gerekli değildir" diye bir belge alınmış. Enerji Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığı bu belgeleri onaylarsa yakında dev makineler buraları oymaya başlayacak.
İnternette kongre merkezinin mimarı TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy'un demecini okudum: "Biz Türk turizmi için hayatımızı ortaya koyup Avrupa'nın en büyük kongre merkezini Kuşadası'nda yapıyoruz. Birileri gelip yanı başında taşocağına izin veriyor. O izni verenlerin elleri kırılsın" diye bedduada bulunmuş.
Aynen katılıyorum. Elleri kırılmakla kalmaz, Kuşadalıların, tüm çevrecilerin ve turizmcilerin altında ezilirler de.
Yüksel Abi, bana darılma
Yüksel Çakmur pazar günkü yazıma sert tepki vermiş, doğaldır. Benim için "Ölmeni bekleyenler var" diye yazılıp söylense ben de üzülürüm.
Ancak birilerinin bir şeyleri yazması lazımdı. İzmir'de kent önderleri, yatırımcılar, çocuklarına iş arayanlar, yatırımların önünde en büyük engel olarak sizi görüyorlar. Ben insan olarak ne düşündüğümü, ne hissettiğimi defalarca vurguladım, tekrar edeyim; Sağlığına duacıyım, Allah gecinden versin.