Vali, bir ilde devleti temsil eden en yetkili yönetim görevlisidir. İçişleri Bakanının önerisi, Bakanlar Kurulu ve Cumhurbaşkanı’nın onayı ile atanır.
Vali, illerde Cumhurbaşkanını temsil eden en yüksek kamu görevlisidir. İlde devleti ve hükümeti ayrı ayrı temsil eder.
Çok önemli bir görevdir valilik. Vali olmak, halk tabiriyle devlet baba olmaktır aslında. Başı sıkışan vatandaş çare için önce valiliğin kapısını çalar, derman arar. Ve çoğunlukla da bir cevap alır. Aktif valiler, sivil toplum örgütleriyle, bulundukları ilin eşrafıyla da iyi ilişkiler kurmak suretiyle devletin imkanları yanı sıra, özel sektörün de desteğini alıp sorunları çözmede önemli mesafe katederler.
Ama, Ankara Valisiyseniz eğer, durum tamamen farklıdır. Çünkü diğer “devlet baba” olarak adlandırılan devlet erkanının hepsi Ankara’dadır. Diğer illerde en büyük mülki amir olması sebebiyle protokolde 1. sırada olmasına rağmen,Ankara’da Ankara Valisi protokolde 36. sırada yer alır. Neredeyse Ankara’da unutulmuş bir makamdır Ankara Valiliği.
Mesela ülkemizin başkenti ve 2. büyük ilimiz olan Ankara Valisi’nin ismini pek çoğumuz bilmez bile. Ancak olağan üstü bir durumda Ankara Valisi’nin adı zikredilir. Ortada kimsenin üzerine almak istemediği bir yanlışlık varsa , bu hediyeyi Vali Bey elinde buluverir. İşte o zaman gündeme gelir, herkes adını öğrenir yada hatırlar.
Bende 09 Ağustos 2000 – 18 Şubat 2003 arası İzmir Valiliği yapan Sayın Alaaddin Yüksel’in Ankara Valisi olduğunu bilmiyordum. Hala Antalya Valisi olduğunu, 13 Mayıs 2010 da Ankara Valisi olarak atandığından habersizdim.
Büyük Atatürk’ün Ankara’ya gelişi sebebiyle yapılan etkinliklerden biri olan Garnizon Koşusu’nun iptal edildiğini duyduğumda öğrendim Sayın Valimizin Ankara Valisi olduğunu.
Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin yıldönümü kutlamaları çerçevesinde kesintisiz 90 yıldır gerçekleştirilen “Garnizon Koşusu” nun bu yıl yapılamamasının nedenini araştırdığımda gerekçenin Ankara Valiliği’nin 10 Aralık 2010 tarihinde yayınladığı bir genelge olduğunu öğrendim. Genelgenin içeriğinde “ mahalli bayramlarda ana caddelerde genel yaşamı olumsuz etkileyecek yaya ve motorize programların uygulanmasının yasaklanması” yer alıyor. Böylece Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin de “mahalli kutlama” kapsamına girdiği belirtiliyor.
Ankara, Büyük Atatürk tarafından tesadüfen seçilmiş bir ilimiz değildir. İşgal altındaki Türkiye’yi kurtarmak için Samsun, Amasya, Erzurum ve Sivas kongrelerini toplayan Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nın en iyi Ankara’dan yönetileceği inancındaydı. Yurdun tam ortasında ve cephelere de eşit uzaklıktaydı. Tüm illerde haberleşme ve ulaşım imkanı yoktu. Bu düşüncelerle Atatürk ve temsil heyetinin üyeleri 27 Aralık 1919 günü Ankara’ya geldi.TBMM’nin kuruluşu,Türk ordusunun yeniden diriltilmesi ve milli mücadelenin merkezi olması bir bilinçle yapılmıştır. Resmen olmasa da o günlerde başkent olarak kullanılmıştır. Dolayısıyla 27 Aralık, Ankara’da bir bayram olarak kutlanır. Ama bu bayram bir ülkenin temellerinin atılması olduğundan asla mahalli bir kutlama olarak düşünülemez.
Sayın Valimizin olumsuz bir düşünce ile bu genelgeye imza attığına kesinlikle inanmam. Kendisi geçmişinde yer alan hizmetleriyle çok önemli işlere imza atmış bir şahsiyettir. Ona olan inancım, bu yanlışlığı en kısa zamanda gidereceği yönündedir.