Bir CHP yazısı
FAZLA sivrilmek iyi değildir. Batar. Batınca da keserler ucundan. Önceden Önder Sav’dı, CHP’nin en güçlü ikinci adamı. Kurultaylarda en çok çiziği o yerdi. Sıra Gürsel Tekin’de şimdi. Ama bu kez öyle çok kesildi ki, blok listeye rağmen Parti Meclisi’ne seçilmesi “bir ara” tehlikeye girdi. Sadece siyasette değil, yaşamanın her alanında aynı durum geçerli. Fazla sivrilince insan... Batar. Batınca da keserler ucundan! * * * Çağlayan Bilgen’in Kurultay notlarında, bir cümle var ki, yine sadece siyaseten değil, yaşadığımız şehrin genel manzarasını betimlemesi açısından da önemli: “İzmir’den gelen partililerin ve İzmir milletvekillerinin, dağınık oturmaları dikkat çekti.” Ondan sonra neymiş? İzmir, CHP Parti Meclisi’nde “hak ettiği ölçüde” temsil edilmemişmiş! * * * Neyse... Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında sıraladığı 41 vaadin ne denli ciddiye alınacağıdır, bundan sonra asıl mesele. Seçime tam altı ay var artık. 180 günde sıralanan vaatlerin halk katında “inandırıcı olmasını” sağlamak hiç kolay değil. Ama bunu sağlamadıkça da, iktidar yolunu açmak, hiç mümkün değil. 41 vaatten biri şuydu örneğin: “Üreticinin baş tacı olduğu bir ekonomik düzen kurulacaktır.” Nasıl? CHP anlatmak zorunda. Üreticinin baş tacı olduğu bir ekonomik düzenin kurulması için öngörülen çareler nedir? Aksi halde “Benim adım Kemal Kılıçdaroğlu” demek yetmez. * * * Hatırlayın. Bir dönemin yürekleri ısıtan TV dizisi Bizimkiler’de bir Cemil Bey vardı. O da her pencereye çıktığında “Benim adım Cemil” diye bağırırdı. Ne kadar bağırırsa bağırsın... Boşuna. Ciddiye alınmazdı. Demem o ki, Kemal Kılıçdaroğlu ciddiye alınmak istiyorsa; hedefe çaktığı 41 vaadin en azından üçünü, beşini; dört başı mamur birer proje haline dönüştürmek zorundadır.
Sayfayı Yazdır - Yazıyı Arkadaşlarına Yolla
|