Vali Cahit Kıraç son turizm zirvesinde, "Türkiye'ye gelen turistlerin yüzde 94'ünün İzmir'i bilmediğini, tanımadığını" açıklayınca yüreğim burkulmuştu. İTO Başkanı Ekrem Demirtaş'ın söylemiyle moralim biraz düzeldi. İzmir'i güzel bulan turistlerin oranı yüzde 20.7'den yüzde 48'e yükselmiş.
İTO, kruvaziyer turizmiyle ilgili kuruluşlarla ortak anket düzenlemiş. 64 ülkeden 5 bin 340 turiste "İzmir'i nasıl buldunuz" sorusu yöneltilmiş, 2 bin 550 turistten "Güzel buldum" yanıtı alınmış. Bunların yüzde 70'i İzmir'i tekrar görmek istediğini beyan etmiş. Bu arada kruvaziyerle gelen turistin İzmir'e bıraktığı ortalama döviz 80 dolardan 113 dolara çıkmış.
Yeni Asır, haberi "Avrupa limanlarını solladık" şeklindeki heyecan verici bir başlıkla sundu. Hepimiz heyecanlanalım ama bunun yeterli olmadığını da unutmayalım.
SAĞOLASIN EKREM BEY
İzmir'de kruvaziyer turizminin babası olarak tanımlayabileceğimiz Demirtaş, yıllar önce ayak bastı parasını İTO adına üstlenerek kolları sıvadı. Kruvaziyer dünyasının liderlerini, bu arada dev kruvaziyer firmaları Holand America Line ve Windstar Cruise'un CEO'su Stein Kruse'i İzmir'e getirerek yedirdi, içirdi. Meryem Ana'yı gezdirdi, kruvaziyer liman yerini gösterdi, Alsancak'taki "Reji Projesi"nden, Büyükşehir'in Kadifekale-Agora-Kemeraltı projesinden bahsetti. Adam hepsine de bayıldı. Şimdi firmalarının İzmir programlarını zenginleştiriyor.
LİMAN ÖNEMLİ
Her yıl kurvaziyerle sadece Akdeniz'de 250 milyon turist dolaşıyor. Hedef bunun 5 milyonunu çekip ilk üçe girmek. Bürokratik engeller kaldırılır, ayakbastı sembolik miktarlara indirilirse, tanıtım ve pazarlamada yeni yeni politikalar, yeni programlar oluşturulabilirse, hedefe ulaşmak işten değil.
Bu arada İnciraltı'nda kruvaziyer limanı hayali galiba hayal olmaktan öteye gitmeyecek. Bari İzmir Limanı'nın yeniden yapılanması ele alınırken, yük ve konteyner limanının yanı sıra mevcut yolcu limanı da ele alınsa da burası orta ölçekli kruvaziyer limanına dönüşse.
Umarım sesimize kulak veren olur.
CHP'den tarihe not
Türkiye'nin ve İzmir'in gündemi yarınki CHP kurultayı. CHP dünya siyasetinin en eski, en köklü partilerinden biri. Rahmetli Ecevit'in 1970'lerdeki kısa süreli iki koalisyon dönemi bir tarafa bırakılırsa 60 yıldır iktidar yüzü görmüyor bu parti. İktidar nimetlerini paylaşmıyor taban. Böyle bir partinin yıllara dayanması büyük olay. Başka partiler birkaç yılda toz olup gittiler.
Parti ayakta kaldı ama mayın tarlasından farksız bir görüntü içindeydi. İç çekişmeler nedeniyle sık sık patlamalar oldu. Birbirlerinin kuyularını kazan CHP'liler, bu çok sevdikleri egzersizleri kurultaylara taşıdılar, kırıldılar, parçalandılar.
TEMİZLENSİN
Şimdi CHP yol ayırımında. Kemal Kılıçtaroğlu ile genetik kodlarından arınmaya, yenilenmeye çalışıyor. Bu değişim salt CHP'yi değil, Türk siyasetinin tüm aktörlerini ve de tüm figüranlarını ilgilendiriyor.
Defansif siyasetle partiyi yerinde saydıran, ikinci mevkiye kilitleyen hizip ustaları eski Genel Başkan Deniz Baykal ve eski Genel Sekreter Önder Sav ile şakirtleri (çırakları) yeni bir sorun çıkarmazlarsa, yeni CHP, yeni genel başkanıyla alternatif olmaya doğru yol alacak.
Oyuncağı elinden alınmış çocukları hatırlatan Baykal ve Sav yarınki kurultayı yeni bir mayın tarlasına çevirmezler umarım.