Geçtiğimiz hafta başbakan Dolmabahçe sarayındaki çalışma ofisinde üniversite rektörlerini topladı.
Burada kendilerine gereken nasihatı yaparken, Üniversite öğrencileri de dışarıda protestolarda bulunuyordu.
Alışılmış ve dünya ölçeğinde bir olay. Hiç yadırganacak tarafı yok. Hatırlarsak dünya bankası toplantıları.G8 toplantıları hep yoğun protestolara ve gösterilere sahne oluyor. Uzak doğuda yapılan protesto gösterileri ise sık sık televizyon ekranlarında görülüyor.
Bu gösterilerde protestocular her türlü maddeyi, ayrıca kullanıyorlar. Polis ise elindeki kalkanla hem kendisini koruyor hem de kalkanı ile protestoculara gözdağı veriyor.
Son olarak da Yunanistan da yapılan gösterilerde göstericiler polise alabildiğince saldırmalarına karşın polis son çare olarak gaz sıkmakla yetindi, dayak, cop, tekme, gözaltı, tutuklama yok.
Bizim olayımızda, polis acımasız düşmana saldırır gibi saldırıyor. Polisin caydırıcılıkla hiç mi hiç ilgisi yok. Alabildiğince, hunharca, katledici bir şekilde saldırıyor.
Bu ne acımasızlık, bu ne demokrasi anlayışı, tüm bunların üstünde AB den sorumlu bakanımız ise öğrencilerin polise orantısız saldırdığını söylemez mi. İşte bu söz tüy dikti.
Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde devlet, kendi vatandaşına böylesine saldırı düzenlemez. Bunun demokrasiyle bağdaşır tarafı yok.
AKP, maalesef bu saldırgan hali ve hataları ile iktidarının sonuna gelmiş durumda.
Ülke bu hali asla yönetilemez.