Demokrasi dışında, faşizan yöntemlerle idare edilen ülkelerde, iktidarı elinde bulunduranların uyguladığı yöntemler çok bellidir.
Bu hem genelde, hem de yerel yönetimlerde sıklıkla yaşanmaya başlayınca insanlar korkmaya da başladılar.
Tam bir büyük korku ve baskı imparatorluğu yaratanlar, bir gün aynı olay başlarına gelince acaba ne yapacaklar.
Bugün medyanın bir bölümü baskılar sonucu ya susturulmuş yada değişik versiyonlarla sadece mevcut iktidarların sözünü dinler hale gelmiştir.
Keşke arada bir özeleştiri yapma hakkı bizlere tanınsa, ama asla mümkün olmamaktadır.
İçinde bulunduğumuz hayat şartlarının ne kadar ağır olduğunu bildiğimiz halde bazen tv lerde, bazen yerel basında her günün güllük ve gülüstanlık olduğu bizlere dayatılınca bir güvensizlik doğmaktadır.
Bundan yaklaşık 10 yıl önce medyanın tuttuğunu kopardığını, çıkar çevrelerinin oyuncağı olmadığı günler ne güzel günlermiş.
Demek ki bugünleride görecekmişiz.
Daha düne kadar Emin Çölaşan'lar, Bekir Çoşkun'lar nasıl birer birer verilen emir gereği işlerinden olduysa, eğer bu alışkanlık devam ederse gerçeklerle yüzleşen ve duyuranların sesi hep kısılacak.
Peki bu kadar dayatma ve baskı ile yapılan propagandalar acaba bir gün ters tepmeyecekmi.?
Büyük bir alışkanlık ve aymazlık ile tek bir merkezden yapılan servisler sonucu yaratılan bilgi kirliliği ile kendi pisliklerini örtmeye çalışanların gerçek yüzünü ortaya çıkarmak hepimizin boynunun borcu olsun.
Daha demokrat ve daha çağdaş bir yaşamı yaratılan bu faşizan baskılara rağmen mutlaka kıracak azim ve kuvvet bu asil millette var.
Yapan yaptığı ile kalsın.