Bizde bankacılık iyi günde dost, en küçük bir risk gördüğünde ilk terk eden. İyi günde kötü günde birlikteliği, başka ülkelerin bankalarına mahsus.
Bir örnek; İzmir'de mevduat dünya kadar, kredi kullanımı ise çok çok kısıtlı. Bankalar nazlanıyor. İzmir'in ekonomik yönden kapasitesinin altında kalmasının nedenlerinden biri de bu olabilir mi diye düşünüyorum.
BAKAN BİLE ŞİKAYETÇİ
Vatandaş Bornova'dan Balçova'ya üç kuruşluk havale yapıyor, 15 lira masraf alınıyor. Fırsatçılık bu. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da böyle düşünüyor. Geçen hafta Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) 10. kuruluş yıldönümünde "Bankalar kar rekorları kırıyor. Buna rağmen halen müşteri elime düştü, bunun üzerinden daha fazla nasıl para kazanırım yaklaşımı içinde" diye dert yanıyor.
İşalemi özellikle bizim İzmirliler durumdan hep şikayet eder fakat bankacıların karşısında seslerini çıkarmazlar. Geçenlerde Bankalar Birliği Başkanı Ersin Özince ve arkadaşları İzmir'deydi. Dinleyenler yine sükutu tercih etti. Sadece arkadaşım, banka desteğine, banka kredisine pek de fazla ihtiyacı olmayan işadamı Metin Aztekin cesurca sorular yöneltti.
DÜZENLEMELERE BAK
İşte Aztekin'in konuşması;
"Hoş geldiniz. Bankaların, insanların sosyal ve ticari yaşamlarını düzenli şekilde devam ettirmesi adına iş yapan kuruluşlar olması gerekir. Ama bizde düzen öyle çalışmıyor. Şimdi size soruyorum;
1- Neden ülkemizde bankacılık sektörü ile vatandaşlar arasındaki tüm düzenlemeler vatandaşın aleyhinedir?
2-Tüccar kredi kullandığında verdiği teminat dışında neden kendi ve ailesinin tüm mal varlığını riske etmek zorunda bırakılmaktadır?
3-Bankalar neden keyfi olarak faiz ve marj oranlarını yükseltebilmektedir?
4-Ülkemizde neden düşük faizli kredi veriyoruz diye reklam yapılırken, bankaya gittiğinizde peşin komisyon, dosya parası, kur farkı gibi birçok ekstra kalemler ile bu faiz oranı fahiş hale getirilmektedir.
5-Neden ülkemizde ticaret kanununa göre size gönderilen bir ödeme emrine haklı bir itiraz için önce o ödemeyi yapın daha sonra yargıya gidin denilebilmektedir.
KİM DUR DİYECEK
6-Bankaların çek karne masrafları neye dayanılarak istenmektedir? İşlemlerde alınan fahiş masraflara kim ne zaman dur diyebilecektir?
7-Neden ülkemizde kredi kartlarında uygulanan aylık gecikme faiz oranı, ABD ve AB ülkelerindeki yıllık faiz oranından daha yüksektir.
8-Ülkemizde eğitimi olmayan dürüst köylülerimize çeşitli vaatlerle kredi satıp daha sonra onların banka borçlarını ödeyebilmek için tefecilere mahkum edilmesi, sizin bildiğiniz başka bir ülkede varmıdır?
9-Neden tüm dünya bankaları küresel kriz döneminde zarar veya iflas ederken, reel sektörümüzün yok olup gitmesine rağmen ülkemizde bankalarımız katrilyonlarca kar açıklamaktadırlar?
Cevapları hiç bir zaman alamayacağımızı biliyorum. Hiç olmazsa soralım da biraz rahatlayalım istedim."