Bunu ben söylemiyorum.
Referandum öncesi açıklamalarıyla hem CHP İl Başkanı Rıfat Nalbantoğlu, hem de Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu söyledi.
Başkan Kocaoğlu, "Yüzde 65 bile İzmir için başarı değildir. Yani yüzde 65'in üstünü konuşmamız lazım" dedi mi?
Dedi...
CHP İl Başkanı Rıfat Nalbantoğlu, "65 az. Hedef yüzde 70" dedi mi?
Dedi...
Peki ne oldu?
İzmir'de güvenilen dağlara kar yağdı ve 'evet' oylarının oranı yüzde 63'te kaldı.
2007 genel seçimlerine bakın...
Hayır cephesinin oluşturduğu, CHP yüzde 35.46, MHP yüzde 13.88, Genç Parti 7.50, Demokrat Parti 5.19, diğerleri yüzde 5 oy almış...
Bu cephenin toplam yüzdesi yaklaşık 67...
Evet cephesinde yer alan AKP'nin oyu 30.50... SP'nin ise 0.88.
Bu cephenin toplam oyu 31.38...
Gelelim 2009 yerel seçim sonuçlarına...
İl Genel Meclisinde hayır cephesinin aldığı oy oranı yine yaklaşık yüzde 67.
Evet cephesinin ise yüzde 30.12...
Belediye seçimlerinde, hayır cephesinin ulaştığı oy yüzdesi 66...
Hayır cephesi yine yüzde 31 civarı...
Hangi sonuca bakarsanız bakın hayırcıların bu kentte yüzde 65'in altında oy almaması gerekirdi.
Ama referandumdan çıka çıka yüzde 63 çıktı.
Aslında bu sonuca şaşırmamak gerekiyor.
Her ne kadar CHP İl Başkanı oy oranının düşüklüğünü katılımın azlığına bağlasa da öyle değil.
Katılım yüzde 82 çünkü.
2007 ve 2009'da da yüzde 84 civarındaydı katılım.
Başarsızlığın nedenlerine gelince...
Son seçimde alınan yüzde 55'lik oy oranının verdiği şımarıklık...
"Bu kent nasılsa bizim" zihniyetiyle yan gelip yatma.
Yüzde 60'ın altına düşülen yerlerde, yerel yönetim çalışmalarından vatandaşın memnun olmaması.
Ders çıkarılır mı?
Mutlaka çıkarılmalı yoksa 8-9 ay sonra kapıya dayanacak genel seçimlerde bir kez daha morarma durumu söz konusu olunabilir.
Ama ne yapılıyor?
Oy hesabı tutuluyor, "oyumuz arttı" cinsinden laflarla ana konu gargaraya getiriliyor.
Oylarını arttığını iddia edenler rakamlara iyi baksın.
Çünkü yok öyle bir durum.
FARKLI BAKIŞ
Ne oluyor bu kente?
Ne hoşgörü kaldı ne de tahammül etme anlayışı...
Oysa uygarlıkla, demokratlıkla, farklı olmakla övünüyoruz.
Ama fikrini söyledi, referandumda "evet" vereceğini açıkladı diye Sezen Aksu'nun isminin sokaktan kaldırılmasını isteyebiliyoruz.
Sezen Aksu'nun kendi özgür iradesiyle istediği oyu atabileceğini bile kabullenemiyoruz.
Sokaktan isim tabelasını söküyoruz. Bunun uygarlık değil magandalık olduğunu bile düşünmüyoruz.
Farklı görüş taşıyanları taş yağmuruna tutmak çağdaşlık olmadığını geri kalmışlığın gerçeği olduğunu kabullenemiyoruz.
Bu kenti farklı kılan hoşgörümüz nereye gitti?
Türkiye'nin batıya açılan penceresi olarak övündüğümüz tüm değerler nerede?
"Ya bendensin benim gibi düşünürsün. Değilsen isim tabelanı bile sokakta durdurmam" anlayışının tek açıklaması var.
Ama benim söylemeye dilim varmıyor çünkü İzmir'in böyle bir kent olması içime sinmiyor.