Ülkeler birbirlerine hitaben yazılı bir açıklama yaparken diplomatik bir dil kullanırlar. Bu özel ve uluslararası iletişim dilinde çoğu zaman bir ansiklopedi cildi kalınlığındaki anlam, bir kelime ile özetleniverir.
Bizim dilimize Arapça’dan dahil olan mütekabiliyet, yani Türk Dil Kurumu sözlüğündeki anlamıyla “ karşılıklılık “ diplomatik dildeki bir ciltlik manaya gelebilecek kelimelerden biridir.
Bugün gazetede “Almanya'da geçtiğimiz hafta piyasaya çıkan ve ülkedeki Türk azınlığı yerden yere vuran "Almanya Kendini Yok Ediyor" adlı kitap, Almanya'da satış rekorları kırıyor.” içerikli bir haber okudum. Haberi yapan gazeteci, kitaptan bazı başlıklara da yer vermiş.
Bu haberi ve başlıkları okuyunca dehşete düşmemek imkansız. Yarattığı vahşi liderleri Hitler ve onun kafasına uygun ekibinin bütün dünyaya uygulamalı öğrettiği soykırım kavramı demekki Almanların genetik yapılarında mevcutmuş ki,şimdi de bu kitabı yazan yaratığın kaleminden sayfalara dökülmüş.
“ Türkler ancak manav veya dönerci olabilir ” diyerek bir sıfatlama yapan yazar nefretini kusmaya başlamışken devam ediyor ve diyor ki : “ Türk göçmenler Almanlardan daha düşük zekalı. Almanya giderek aptallaşıyor ve küçülüyor. 100 yıl içinde sadece 25 milyon olan Alman nüfüsu, 300 yıl sonra sadece 8 milyon kalacak.”
Sıfatlama sürüyor ve : “Göçmenlerin yüzde 40'ı geçimlerini üretime katkıda bulunmadan sosyal devleti sömürerek sağlıyor, topluma uyum göstermiyor, Almanya için yük oluyorlar.” diyor.
Hitlerin hayatını ve ana felsefesini anlatan meşhur “Kavgam” kitabında, Hitler’in yukarıdakilerle bire bir aynı sebeplerden ötürü Yahudileri yok etmeye karar vermiş olduğu anlatılır. Demekki o özürlü zihniyet sadece Hitler ve akıldaşlarına ve de o döneme özgü bir düşünce değilmiş. Demekki Almanların bazılarının genetik şifrelerinde soykırım zihniyeti her daim varmış.
Yani şimdi soykırım sırası Türklere mi gelmiş?
Bana göre mütekabiliyet hakkımızı kullanmanın tam zamanı gelmiştir.
AB ‘nin başrol oyuncusu ülkesi olan Almanya, bizim o Birliğe girebilmemiz için –ki bunu asla kabul etmeyecekler- ne yapmamızı anlatırlarken, Birliğin diğer ülkeleri tarafından kesinlikle yapmadığımız bir sözde soykırımı üzerimize yamamaya çalışırlarken,kafalarının ardındaki gerçek fikirlerini bu yazarın yazdığı itirafname açıkça ikrar etmiştir.
Bu kitabın hesabı mutlaka görülmelidir. Derhal mütekabiliyet ilkesine göre harekete geçilmelidir.
Biz, kökleri olan bir milletiz. Döner de bizim zengin mönümüzün bir parçasıdır. Döner gibi bizim mutfağımızda pek çok çeşit lezzetli yemeğimiz de mevcuttur. Ama biz bu yemekleri adam gibi yer,adam gibi hazmeder ve çıkarırız. Onlar gibi sözde medeniyet beşiği olduklarını iddia edip tuvalet kültürünü bile bizden aldıklarını unutmasınlar. Biz olmasak hala tüy dikmeye devam ediyor olacaklardı.