12 Eylül'de hep beraber sandığa gideceğiz.
Demokrasinin bir gereği olarak sözde önümüze konulan Anayasa maddelerini hür irademizle oylayacağız.
Belki evet belki Hayır diyeceğiz.
Aslında mecliste büyük bir mutabakatla çözülmesini sağlayacak gayreti vermeyenler şimdi, olağanüstü bir çalışma ile milletinde kafasını karıştırdı ve onları inanılmayacak kadar kutuplaştırdı.
12 Eylül özellikle iki parti için çok önem taşımakta.
Akp eğer Hayır oyları çok çıkarsa ve Anayasa maddelerinin değişikliği başka bir bahara kalırsa, ilk genel seçimde muhalefet limanına mutlaka yerleşecek.
Eğer Chp Evet oyları çoğunluğu sağlarsa, mutlaka bir genel başkanlık ve genel merkez yönetiminin revize edileceği gerçeğini çok iyi yaşayacak.
İşte bu can havliyle başta mitingler olmak üzere, liderlerin neredeyse olağanüstü çalışmalarının elbette bir amacı var. Bize dayatılan Anayasa değişiklik maddelerinin sağlayacağı yarar ve zararlardan ziyade "olmak veya olmamak" mücadelesi verenler inanılmaz harcamalar yaparak partilerin bütçesini de boşaltmak üzereler.
Özellikle AKP ve CHP nin yaptığı harcamalar göz doldurmakta. Bugün bütün bilbordlar iki parti tarafından adeta kapatıldı.
Yine dağıtılan broşür ve gürültü kirliliği yapan propaganda araçlarının çokluğu dikkat çekici boyutta.
Batmakta olan bir ticarethanenin yaptığı reklam harcaması gibi özellikle AKP ve CHP nin yaptığı çok yüksek harcamalar olmak veya olmamak mücadelesinin ürünü olarak gözükmektedir.
Mitinglerde dağıtılan şemsiyeler, sular, dondurmalar, şapkaların yanında birde refarandum öncesi giderek fakirleşenlere dağıtılan kömürler, Mübarek Ramazan ayından dolayı artan gıda , erzak gibi yardımlar bakalım vicdanlarımızla vereceğimiz oyları değiştirebilecek mi?
Kim ne harcama yaparsa yapsın, büyük bir ekonomik kriz içindeki vatandaşlarımızın sorunlarının çözülmesine yarayacak imkanlar, kişisel çıkar ve menfaatler uğruna harcanıyorsa vay halimize.
Keşke oynanan bu oyunu çok güzel etüd ederek, onları cezalandıracak başka bir alternatif bulabilseydik. Ama ya evet yada Hayır diyeceğiz.