12 Eylül refarandumu ister istemez bir seçim havasına girdi. İktidar, ülke güllük gülüstanlık zannederek miting meydanlarında moral ararken, aslında milletin durumuda hiç öyle değil.
İnsanlarımızın gerçek gündemi ekonomi olduğu halde, sayın Başbakan sürekli milletin kafasını karıştıracak atışmalarla yerini sağlamlaştırma çabasında.
Eğer meydanlara biraz daha az ilgi olsa, bakın siz iktidarın ne vaatler ve umutlar dağıtmaya başlamasına inanamıyacaksınız. Emeklilere maaş zammımı, vergi ve imar aflarımı, çalışanlara ikramiyemi, cezalarda indirimlerimi...
Zaten başta İzmir mitinginin fiyasko ile sonuçlanması ve diğer illerdeki müthiş para harcanarak ve insanlar taşınarak, hatta onlara bol promosyonlar dağıtarak yapılan mitinglerde kalabalıklar oluşturulmakta.
Bugün yaşadığımız ilçe ve il merkezlerinde neredeyse esnaf kalmadı. Her yer kiralık veya satılık tabelaları ile doldu. Daha düne kadar yüksek kiralarla kiralanan yerler ucuz kiracı bekler halde.
Bugün eğer insanlarımızın tüketimi çok fazla gözüküyorsa bu onların kazançlarının artması ile orantılı asla değil. Bankaların her çeşit kredi desteği ve çok uzun vadeleri cazip gelmektedir.
Türk milleti her zaman çok müteşebbistir. Ekmeğini zorda kalınca taştan çıkarmasını bilmektedir. Hatta pazarda işportacılık bile yapan öğretmenlerimiz buna canlı örnektir. İşte insanlarımız "nasıl olsa öderim" umudu ile ya arabasını yenilemekte, yada eşyalarını değiştirmektedir.
Bir zamanlar dünyanın en çok tasarruf yapan iki toplumundan biri iken, şimdi banka kayıtlarına göre tasarruf mevduatları kişisel bazda çok komik durumdadır. Yani borç ödemekten kimse tasarruf yapamamaktadır.
Eğer bugün içinde yaşadığımız ekonomik kriz, bankaların verdiği mali destek olmasa inanın başta yağma olmak üzere her türlü sosyal problemi yaşayabiliriz.
Dah 8 sene öncesine kadar bankalara şahısların tüketici borçaları 4 Milyar iken bugün 150 milyara dayanmışsa gerçekten vay halimize.