ERGENEKON Savcısı Zekeriya Öz bilmez mi ki:
“Herhangi bir milletvekili ve dolayısıyla Deniz Baykal hakkında inceleme, soruşturma yapması ve fezleke düzenleme yetkisi bizzat Cumhuriyet Başsavcısı veya onun görevlendireceği Başsavcı Vekiline aittir.”
Bilir elbet.
Ama yine de bir bildiği olmalı ki (!) “Ergenekon soruşturması kapsamında ‘adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs’ iddiası ile Baykal hakkında inceleme yapıldığını” söyleme ihtiyacı duyar.
Bunun üzerine Başsavcı da “Haddini bil” demeye gelen bir açıklama yapar.
Aslında savcılar arasında yaşanan bu itiş kakış hali bile, yargıda yaşanan kaosun kanıtı değildir de, nedir?
Adil veya değil...
Yargının çarkları dönecek mecburen.
Çünkü “hukuk” değilse bile...
“Yasalar” var memlekette!
Ve yasaların verdiği yetkilere sahip olanlar da, tıpkı Başbakan Erdoğan‘ın dediği gibi:
İster asar, ister keser!
* * *
Hiçbir güç, hiçbir kudret, hiçbir imtiyaz sonsuz değil elbet.
Erenler der ya:
“Sap döner
Keser döner
Gün gelir, hesap döner”
İşte o gün geldiğinde, “adil yargılamayı” asıl kimlerin “etkilediği” veya işine geldiği gibi “yönlendirdiği” hatta amaçlarına hizmet eder biçimde “yönettiği” ortaya çıkacaktır.
Ve yeni kayıtlar.
Ve yeni kanıtlar.
Ve kim bilir, daha neler, neler...
Onlar da çıkacak ortaya.
Hangi siyasi, hangi savcıya, hangi talimatı verdi?
Hangi yargıç, kiminle, ne konuştu?
Kim, kime, hangi sözü verdi?
Birileri o kayıtları ve kanıtları, kaset kaset, disket disket, koli koli şimdiden bir yerlere depoluyordur herhalde.
Malum.
Sakla samanı, gelir zamanı!
Zaman.
Bütün mesele “zaman” zaten.
Ne zaman, sap ile keser dönecek...
O zaman...
“Hesap günü” gelecek!