Belki bundan 10 sene öncesinde, bugünlerde ardı ardına askere karşı yapılan her türlü baskı, küçük düşürme ve hatta aşağılamadan söz edileceğini birileri yazsa veya anlatsa ona mutlaka "deli" derlerdi.
Peki neden birdenbire bu asker düşmanlığı yaratıldı?
Demokrasiye inanmış bütün vatandaşlar bırakın ülkemizde artık dünyanın hiçbir yerinde askeri darbeleri haklı bulmazken, adeta "hala neden darbe yapmıyorlar" dercesine başta TSK ile emekli askerlerin sürekli birer darbe senaryoları hazırlayan ve tezgahlayan demokrasi düşmanları olarak gören malum zihniyetler amaclarına ulaşmak üzere.
Peki askerin yıpratılmasından kimler faydalanmakta ve memnun olmakta.
Eğer malum gazeteleri açıp bakarsanız, attıkları manşetlerden çok net yorum yapabilirsiniz. Yine malum televizyon kanalları ile malum yorumcuları da izlerseniz, kimlerin el ovuşturduğunu, memnuniyet içinde bulunduklarını görebilirsiniz.
Yıllardır bu coğrafyada bizlere yaşam hakkı vermek istemeyenler, özellikle Fırat ve Dicle etrafında ayrı bir devlet yaratma çabasında olanların önündeki en büyük engel elbette hepimizin çok güvendiği ve varlığından gurur duyduğu Türk Silahlı Kuvvetleri.
Eğer hala minarelerde ezan sesini duyabiliyorsak, hala bu vatan topraklarında al bayrağımızı dalgalandırabiliyorsak ve hala namuslu bir yaşam sürmemiz için her türlü fedakarlığı hep yapan Silahlı Kuvvetlerimize çok şeyler borçluyuz.
Kendi güttükleri davalarının önünde en büyük engel olarak TSK gören, aşırı dinci, bölücü ve şeriat özlemi içinde olanlar mevcut sistemden kaynaklanan bir hoyratlıkla belki avantajlı görünebilirler. Bunun şımarıklığı ile bu kuruma saldırabilirler, ama büyük Türk milleti her türlü yıpratmaya rağmen hala askeriyeyi bir peygamber ocağı olarak görmektedir.
Dünyada belki örneği bile yoktur. Gençlerimiz evlerinden elleri kınalar yakılarak ve büyük bir şölenle bu kutsal ocağa vatan görevi için gidiyorsa, milletin bu kuruma olan güveninin ne kadar anlamlı ve dolu dolu olduğunu ispatlamaktadır.
Her ne kadar askere vuran vurana gözüksede, elbet bir gün ilahi adalet büyük Türk milletinin ve onun şanlı askerinin yanında olarak iç ve dış mihraklara gereken dersi aynen geçmişte olduğu gibi vererek gerçekleşecektir.
1918 ve 1919 yıllarındaki mütareke basınındaki gibi bugün basınımızda yaratılan hava morallerimizi asla bozmayacaktır. Bizler en güvendiğimiz kurum olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin varlığından her zaman gurur duymaktayız. Demokrasiye inanmış ve geçmişini iyi bilenler olarak bu zor süreci mutlaka atlatacağız.