Dünyanın en güzel kentlerinden birini mekan edinmişiz.
Kordon bu kentin, bu kentte yaşayan bizlerin efsanesi. Akşamları Körfez
manzarası eşliğinde bir kadeh rakı yuvarlamak ömre bedel.
Sevgili arkadaşım Güven Canik'in Su Restoran'ı hayata geçirmesinden sonra daha
sık gider oldum Kordon'a. Önceki akşam güzellik yarışması için İzmir'e gelen
adaylara yer açılmak istendi. Bir iki masa dışarı taştı, zabıta el koydu, nuh
dedi peygamber demedi. Neymiş yandaki vatandaş şikayet etmiş. Başka ülkelerde
turistik bölgede gürültüden, kalabalıktan şikayet edenlere, "Burası kentin
vitrini, vizyonu. Sakin yaşamak istiyorsan mekan değiştir" diyorlar.
Güven, aynı zamanda otel sahibi. Gazete haberlerini okumuşsunuzdur, otel ve
turistik işletmelerin su faturalarına yüzde 500 dolayında zam gelmiş.
İşletmeler daha önce konut tarifesi üzerinden bir ton suya 2 lira 35 kuruş
öderken, Haziran başında bu rayiç 10 lira 36 kuruşa fırlamış. Ortalama 50 bin
lira olan aylık su gideri çıkmış bir milyon liranın üstüne.
İzmir otellerinin yıllık ortalama doluluk oranı yüzde 50'lerde. Nasıl
kalkacaklar bu ağırlığın altından. Güven'in karikatürize ettiği gibi "Suyu
idareli kullan sayın turist" mi desinler, ne yapsınlar?
Nasıl turizm kenti olacağız?
Evet bu şartlarda nasıl turizm kenti olacağız, biri bize bunu anlatsın.
Türkiye dünya turizminin önemli aktörlerinden biri haline geldi. İzmir ve Ege
gelişmeden yeterince yararlanabilmiş değil. Çünkü yatırım yok. Yatırımcı
yukarıda iki örneğini verdiğim zorluklar yüzünden ve de bürokratik çile
nedeniyle korkuyor yatırım yapmaktan.
İşte rakamlar: Türkiye'ye 27 milyonu aşkın turist geldi geçen yıl. Krize rağmen
21 milyar dolar gelir elde ettik. Bu yıl turist sayısı 30 milyon, hasılat
miktarı da 24 milyar dolar olarak tahmin ediliyor.
Dünya harikası koylar ve diğer doğal güzelliklerin yanı sıra adım başı tapınak,
agora ve antik kente sahip, tanrıların kutsadığı Ege Bölgesi 27 milyon turistin
sadece 5 milyonunu, çok sevdiğimiz, çok övündüğümüz, cıvıl cıvıl kabul
ettiğimiz İzmir ise sadece 1 milyon 200 binini çekebildi. Buna karşın Antalya
tek başına 20 milyon turist ağırladı.
PLAN PROGRAM YOK
Şimdi düşünün, deniz, kum, güneş üçgenine sıkışıp kalan Antalya 20 milyon
turiste ev sahipliği yapıyor. Buna karşın, deniz, kum, güneş üçlemesinin yanı
sıra Efes ve Bergama'ya sahip, termal, kongre, tarih ve kültür turizmi gibi
çeşitlemelere açık İzmir ve Ege nal topluyor. Kruvaziyer turizmi olmasa bu
rakamları da bulamayacağız.
Esasa dönersek, yatırımcı İzmir'den çekiniyor. Yıllardır bir turizm master
planı hazırlanabilmiş değil. Yarınlar planlanamıyor. Tanıtım eksik, İZKA daha
dün açıkladı, Türkiye'ye gelen turistlerin yüzde 94'nün İzmir hakkında bilgisi
de yok, fikri de. Doğal zenginliklerimizi ve tarihsel mirası kullanamıyoruz.
Uluslarası etkinlikler yetersiz. Festivaller "dostlar alışverişte
görsün"den ibaret.
Tabii en önemlisi turizmle doğrudan ya da dolaylı olarak ilgili olsun, kurumlar
arasında ortak bir vizyon çerçevesinde, sürekli ve etkili bir işbirliği
kurulabilmiş değil.
Galiba tembeliz, olanla yetinmek içimize işlemiş.