Türkiye, kaçak yapı cennetidir.
Hemen hemen her ilimizde binlerce projesine aykırı yapılmış ya da hiç projesi
olmadan inşa edilmiş kaçak bina vardır.
Kaçak binalara bir de gecekonduları ilave ettiniz mi sayılar on binlere ulaşır.
İşin ilginci belediyeler de o binaların kaçak olduğu bilir.
Bilinenlerin tümüyle ilgili olarak mutlaka belediye encümenlerinde işlem
yapılmış, mühürlenmiş ve de yıkım kararı alınmıştır.
Çünkü, bir belediye başkanın kaçak yapıya göz yumması suçtur.
Suçlu olmamak için evrak üzerinde kaçak yapı için her türlü işlem yapılır ama
genelde verilen yıkım kararı uygulanmaz.
Nedeni ise belediye yıkım için ekipmanı olmadığını söyler dışarıdan yıkım
hizmeti almak için ihale açar.
Ne hikmetse ülkede hiç bu yıkım ihalelerine giren olmaz.
Uzun süredir böyle yasaya karşı feyk atılıyordu.
Artık yasaya karşı feyk atma, arkadan dolanma dönemi bitti.
Çünkü, Yargıtay 4. Ceza Dairesi, daha önce hakkında makine ekipman eksikliği
nedeniyle yıkım yapmayan bir belediye başkanı hakkında verilen beraat kararını
bozarak cezalandırılmasını istedi.
Bu kararı dikkate alan Danıştay da artık 'kepçesi olmadığı için yıkım
yapamayan' belediye yetkililerinin İçişleri Bakanlığı'nca verilen
'yargılanmalılar' kararlarına yapılan itirazları reddetmeye başladı.
Bunun son örneği de Çiğli Belediyesi'nde yaşandı.
İçişleri Bakanlığı, geçtiğimiz ağustos ayında, başta ölen Belediye Başkanı
Ensari Bulut olmak üzere, Başkan Yardımcısı Muharrem Aslan, Fen İşleri Müdür
Vekili İbrahim Özmen, İmar ve Şehircilik Müdür Vekili Boray Akar, Yapı Kontrol
Şube eski Şefi Vural Kaynarca ve memur Tanju Sözen hakkında soruşturma yaptı.
Başkan Bulut ve 5 belediye çalışanı için, Evka 2 ve Ahmet Taner Kışlalı
Mahallesi'ndeki 920 dubleks konuttan 211 tanesinin kaçak kat çıkıp ilave
yaptıklarını belirlemelerine rağmen yıkmadıkları gerekçesiyle yargılanmalarına
karar verdi.
Başkan Ensari Bulut vefat edince hakkındaki karar düştü ancak diğer 5 belediye
çalışanı Danıştay'a itiraz edip İçişleri Bakanlığı'nın kararının kaldırılmasını
istediler.
Danıştay 1. Dairesi de Yargıtay'ın kararına dayanarak 'Kepçem yok' mazeretini
gerekçe olamayacağını belirterek yıkım yapmayan 5 belediye çalışanının
itirazının reddine karar verdi.
3 ay önce verilen karara göre şimdi beş belediyeci yargılanacak.
Daha önemlisi, kaçak yapılara işlem yapıp yasalar karşısında kurtulduğunu sanan
ama yıkmayarak göz yuman belediye başkanları ve çalışanları artık adımlarını
daha dikkatli atacak.
Çünkü, yasalar artık feyk yemiyor.
KARŞIT GÖRÜŞ Belediye hastanesi felç mi?
Kimine göre yeni binasıyla belediyenin Eşrefpaşa Hastanesi güzel hizmet
veriyor. Kimilerine ise binası güzel ama hizmet verememekten felç olmuş
durumda. Özellikle çiçeği burnundaki politikacı Hülya Güven'in başhekim olarak
başa geçmesinden sonra hastanenin sürekli gerilediğini savunanlar ise hayli
fazla. Gerçi Güven CHP PM üyesi olunca görevini bıraktı ama bunun da
göstermelik olduğunu iddia edenler az değil. Hastaneden şikayet edenler,
ortopedi bölümüne malzeme alınamadığı için en basit ameliyatların
yapılamadığını buna rağmen acil bakım ünitesi kurulma kararı alınmasını
eleştiriyorlar. Fizik tedavi bölümünün ise doktorun doğum iznine ayrılmasından
dolayı hizmet veremediğini, fizyoterapist alınmadığından yakınıyorlar. Yatan
hasta sayısının ise doktorların sürekli işten ayrılması nedeniyle kapasitenin
ancak yüzde bire zor ulaştığını iddia ediyorlar. Sevgili Başkan Kocaoğlu,
sanırım hastane hastane olmaktan çıkıyor. Bir bakın isteseniz.