Hükümetlerin en büyük görevlerinden biri,
vatandaşına istihdam sahaları yaratarak iş bulmalarını veya müteşebbis
olmalarını sağlamaktır.
2001 ekonomik krizi bir zamanlar kısa
süreli de olsa insanlarımızı çok mağdur etmiş, ve bu krizin ardından da mevcut
hükümet ilk seçimde baraj altı bırakılarak cezalandırılmıştı. O tarihlerdeki
işsizlik oranı % 10 u geçmiyordu.
2010 yılı ikinci çeyreğini geçtiğimiz şu
günlerde adeta 2001 yılını arar olduk. Yaklaşık 2 yıldan fazla zamandır
inanılmaz bir işsizlik oranları ile karşı karşıyayız. Bugün çalışabilir
durumda, neredeyse taşı sıksa suyunu çıkaracak gençlerimizin her dördünden biri
işsiz olarak aramızda dolaşmaktadır. Açıklanan işsizlik rakamı hala % 14
seviyelerindedir.
Nedense hala ülkeyi güllük
gülüstanlık göstermeye meraklı, sürekli beyin yıkayan, bilgi kirliliği
yaratarak acaba bir dört yıl daha iktidarda nasıl kalabilirim diyen AKP
hükümeti bu büyük sorunu çözecek adımları bir türlü atmamaktadır.
Sanayi siteleri, büyük
organize bölgeleri tam bir tatil sitesine dönerken, bu ülkenin bereketli
toprakları ise hala ekilip biçilmemektedir. Sanki bu ülkeyi birilerine boş
teslim etme çalışması yapılmaktadır.
Artan işsizliğe karşı alınacak
önlemler o kadar çok ki, normal bir esnaf ve çiftci iki kelime yapabilse
çaresini söylerler. Hala en pahalı akaryakıt ve enerjiyi kullandırırsan, hala
en yüksek istihdam vergisi istersen, elbette gelinen nokta da bu olacaktır.
Daha düne kadar "benim adım
Hıdır bildiğim odur" diyen iktidar şimdi işsizliği çözmek için toplumsal
mutabakat aramakta. Zaten her berbat ettiği işte toplumsal mutabakat isteyerek
sorumluluğu her kesimle paylaşmak istemekte.
Bugün aramızda milyonlarca
işsiz çok büyük bir sosyal problem yaşamaktadır. Hem onların psikolojisi, hem
de toplumun psikolojisi daha da berbat olmadan çok akıllı çözümlerle, çıldırma
noktasına gelen işsizlerimize dönük projelerin hayatiyete geçirilmesi gerekmektedir.
Birilerinin tuzu kuru iken, bakalım
işsizleri düşünen olacak mı?