Artan yaz sıcağına rağmen, sanki bu
ülkeyi 8 seneye yakın yönetmemiş ve bu yönetiminde milyonlarca yeni isşiz
yaratmamış, ülkeyi inanılmaz bir borç batağına, hiçbir büyük baraj gibi
yatırımlar yapmadığı halde borçlandırmış, ithalat rekorları kırmış,
cari açık rekorunu bütün hükümetlerin toplamından fazla sadece tek bir yılda
yapmış AKP iktidarının genel başkanı sayın Erdoğan, sadece moral bulmak için
yapısı ve görüşleri ile örtüşen ilçelerde adeta genel seçim provası yaptı.
Baba ocağı Potamya'da hemşehrileri ile
buluşan ve TOKİ vasıtasıyla yapılan açılışlarda dikkat çeken bir konu sayın
Başbakanın inanılmaz bir koruma ordusu ile korunması oldu. Sözde millete
güvenenler neden acaba milletten korkar hale geldiler?
Şehit cenazelerine sahip çıkanlar
yüzünden, cami avlusuna bile gidemeyenler ile gidenlerinde devasa koruma ordusu
ile, hatta koruma polislerinin, ellerinde şemsiyelerle tedbirin elde
bırakılmamasına sebep olanlar kimler?
Sanki ülke güllük gülüstanlık gibi yarattıkları
açılım masalı ile , asla unutamıyacağımız HABUR görüntülerinden cesaretlenen
terör örgütünün artık şehir merkezlerine uzun namlulu silahlar ve
roketatarlarla girebilmesinin en baş sorumlusu bu hükümet değil mi?.
Diğer tarafta ise, hükümetin yaptığı
yanlışları fırsat bilerek il il dolaşan çiçeği burnundaki sayın Kılıçdaroğ'lu
da sayın Başbakanla oynadığı bu siyaset oyunundan çok memnun.
Yerel seçimlerdeki propagandadan çok
memnun olmuş ki, aynı gazla devam ederek, şikayet üzerine ve fakirlik
üzerine siyasi konuşalara devam etmekte. Peki çözüm ne "orası allah
kerim" hele bizi bir seçin görün demek istemekte.
MHP lideri sayın Bahçeli'de aynı
hassasiyetle Açılım masalının yarattığı terörü işaret etmekte. Ülkede en büyük
sorunun hala işsizlik ve ekonomideki kötü gidiş olduğunu ısrarla söylemektedir.
Hangi liderin samimi, hangisinin
yavuz hırsız misali rol yapıp üste çıkmaya çalıştığını ibretle görüyoruz.
Siyasetçilerde samimiyet
aramaktayız. Bir yerde ayrı , öteki yerde ayrı konuşan değil, çıkardıkları
yasaların uygunsuzluğunu unutup yalandan demokratlık yaparak nutuk atanlar,
yakalarına Türk bayrağı rozeti takarak, "Ne Mutlu Türküm Diyene"
sözünü söyleyemenler ile devlet adamlığının sorumluluğunda davranarak asla
popilizm yapmayan, ve Türk milletinin içinde bulunduğu şartları çok
önceden görüp uyaran, muhalefetini ona göre yapanları, bizlerde ilk
seçimde, seçerek ellerini güçlendirelim.
Bugünlerde meydanlara çıkanların
ağzından çıkanlar ile geçmişteki yaptıklarını iyi inceleyelim. Bakalım nerede
yanlış yapmaktalar. Acaba bu milletin geçim sıkıntılarının farkındalarmı? Bence
hala değiller. Zenginlik ve üretim üzerine konuşmayanlar ile hala sadaka
politikaları ile millete hizmet ettiğini düşünenlerin arasında sıkıştık
kaldık...