Her genel seçim ve yerel seçim
öncesi başta sivil toplum örgütlerinin değerli başkanları, yönetim kurulu
üyeleri, meclis başkanları ve hatta meclis üyeleri Ankara'ya gidip bazı siyasi
partilerin genel merkezlerini ziyaret ederler.
Seçim sinyallerinin verilmeye
başlandığı bugünlerde ise önceki gün İzmir Ticaret Odası başkanı ve değerli
yöneticileri CHP genel merkezine giderek bir takım sinyaller verdiler.
Her yöneticinin hayalinde
milletvekilliği elbette yatmaktadır. Bu gayet de doğaldır.
Ancak, İzmir'deki sivil
toplum örgütlerinin temsilcileri, belli bir miktar üyem var, şu kadar hemşehrim
var gibi açıklamalarla yıllardır milletvekilliği listelerinde hep yer aradılar.
Sonuç, hep hüsran.
Siyasi partilere,
seçimlere az bir zaman kala katılarak, veya arkasında binlerce oy var
zannederek yol almaya çalışmak artık kokmuş bir siyasi manevra olarak göze
batmakta.
Eğer gönül verdiğin ilkelere
bağlı, genel başkanının hedeflediği projelerde ortak akılda birliktelik
sağlayabiliyorsan, vede o siyasi partinin teşkilatlarına, üyelerine kendini
sevdirip, onların çıktığı yolda yol arkadaşlığı yapabiliyorsan etik açıdan çok
doğru bir seçim yaptığını söyleyebilirim.
Ama İzmir Ticaret
Odasının değerli başkan ve yöneticileri bulunmaz Hint kumaşı da değil tabiki.
İktidara yakın olduğu
partilere gidip, içimizden birilerini listelere koyun demek ve talepte bulunmak
konusunda belki görev yapanlar, aslında siyasi partilerimizin içinde tam
demokrasi olmadığından bu davranış içinde bulunmaktadır.
İzmir'in sorunlarını en
iyi bilenler elbette bu şehirde yaşayan, vergi levhası bulunan,
istihdam yaratanlardır. Yıllardır İzmir'in Kadifekale'sinde bıraksan Alsancak'ı
bulamıyacak adaylardan da artık bu şehirde yaşayanlar olarak bıktık.
Bazılarına göre İzmir Ticaret
Odası başkanının, vekil adaylarının kendi oda mensupları içinden de seçilmesini
talep etmesi çok doğaldır ve doğrudur. Ama bugün İzmir'deki siyasi partilerin
içini çok iyi bilen biri olarak, teşkilatlarında adeta bakanlar kurulu
çıkarabilecek kabiliyette kadrolar barınmaktayken bakalım bı sıra
mücadelesinden kimler şanslı çıkacak.
Ankara'da dayısı
olanlarmı?. Partilerin ön seçimlerde seçtiği adaylarmı?. Partisini çok iyi
temsil edebilecek değerler mi?. Yoksa kenarda bekleyen fırsatçılar mı?