Başbakan Erdoğan İsrail'e "Sabrımızı test etmeyin" diye meydan okudu. Bu güzel mesajı aynı üslupla PKK'lılara yöneltmek lazım.
Ege son üç günde dört arslan parçasını toprağa verdi. Son iki ayda 35 şehide ağıt yaktık. Biz ağıt yakarken bazıları kına yakıyor. Bizim meclisimizin, TBMM'nin üyesi Emine Ayna'nın üslubu, İmralı'daki bebek katilinden farksız. İskenderun'daki kahpece tuzağın ertesinde, "Artık bu savaş sadece Kürdistan'da olmayacak" dedi, utanmadan. Tüm Kürt marjinalleri "Her yerde varız" havasını yaratmaya çalışıyorlar. PKK organları, "Gelebilen dağa, gelemeyen sokağa" mesajlarıyla metropolleri tehdit ediyor.
Meydanlara çıkalım, İsrail'i lanetleyelim de asıl içerdeki ateşe tepki vermemiz gerekmiyor mu? Bu soru şehit babasından geliyor. "Bakıyorum İzmir'e, biz şehit ana baba ve yakınlarından başkasını göremiyorum" diyor.
Aynı kanıdayım. Nerede sivil toplum örgütleri? Nerede İzmir'deki Güneydoğulular, Diyarbakırlılar, Mardinliler, Siirtliler, Şırnaklılar, Tuncelililer? Sık sık yemek ve dayanışma gecesi düzenleyen bu derneklerimiz niye bir miting düzenleyip PKK terörünü telin etmiyorlar? Yoksa vatanın bütünlüğünü, bölünmezliğini koruma refleksleri onlarda da mı gevşemeye başladı?
Ömür Kabak'tan mutlusu yok
ugünlerde en mutlu baba o olmalı. Nasıl olmasın ki? Büyük kızı tıp doktoru oldu, 20 gün sonraki diploma törenini bekliyor. Küçük kızı da Bilkent Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. Hem de Ankara Hukuk'tan dereceyle mezun olan babasının mezuniyet puanını aşarak. Adalet ve Kalkınma Partisi İl Başkanı'yla yemekteydik geçen akşam. İl yönetiminin iki önemli ismi Sefa Bingöl ile Ahmet Hakan Ay da masadaydı. Bizim ekipte ise Erkin Abi, Ahmet Abi, Erkut ve genç İlker de yer aldı. Çoluk çocuktan, aile mutluluğundan konuştuk. Spora girdik, Altay'dan başlayıp Karşıyaka'dan çıktık. Tabii siyaseti de ihmal etmedik. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin merkez sağ parti olduğu, CHP'nin asla sol olmadığı konusunda mutabık kaldık. Ayrıca güçlü muhalefetin Türkiye'nin, hepimizin çıkarına olacağı fikrinde buluştuk.