Dünyadaki hem ekonomik hem de sosyal şartlar eskilere göre çok değişmesine rağmen eğer hala fakirlik üzerinden siyaset yapıyorsanız, alacağınız oy oranlarını da dikkate aldığınızda herhalde 60 yaş üstü insanların belki beğenisini kazanırsınız.
Bu kuru edebiyat aslında çok sıkıcı değil mi? Dünya insanı muazzam bir zenginleşme yaşarken ve zenginleşme ile ilgili şehirlerini inanılmaz bir şekilde imar ederken, sosyal belediyecilik adı altında büyük kentleri adeta köye döndüren beceriksiz yöneticiler hata yapmıyorlar mı ?
Özellikle iş dünyasından birçok dostum bırakın batıya, artık doğuya gitmekte. Ve doğudan gelenlerin ağızlarından eksik olmayan tek söz. "Yazık bizlere". Elbette yazık. Büyükkentlerde gökdelenlere karşı çıkanlar, köprülere, barajlara,metrolara, hatta alt geçitlere karşı çıkanlar yüzünden köy haline kentlerimizi getirmedik mi?
Hala İzmir Basmanedeki devasa çukur bir ibret abidesi olarak gözümüze batmıyor mu?
Yeni nesil artık daha çok zenginlik, daha refah bir yaşam koşulları ve imkanları hayal ederken, fakir ve dar gelirli insanların sadece oylarını almak için eskimiş klasik siyaset anlayışına hep beraber gülelim.
Eğer milli geliri 20 bin dolar seviyesine çıkaramazsak, eğer, okuma yazma oranını % 98, işsizlik oranını % 5 lere çekemessek diye başlayan vaatler beklerken, ben onların verdiğinden biraz daha fazla ve ayni değil, nakdi yapacağım tarzında popilist propagandalar mutlaka bu milletten itibar görmeyecektir.
Genel seçime az bir süre kaldı sayılırken, siyasi partilerin istismar ve fakirlik üzerine yaptığı siyasette samimi olmaları gerekmiyormu? Hem halk adamı diyeceksin, hemde burjuva gibi bir yaşam süreceksin.
Bugünlerde bol keseden vaat yapanların kaybedecekleri hiçbir şey yok. Onların zaten tuzu kuru. Ama bu milletin artık daha fazla fakirleşmekten ve bu sayede sömürülmesinden ziyade, daha çok zenginleşmesi hakkı değilmi.