Ülkesini seven, ülkesinin tüm kurum ve birimleriyle güçlü olmasını, meclisiyle, hükümetiyle, muhalefetiyle, patronun fabrikası, işçinin sendikası, çiftçinin kooperatifiyle güçlü olmasını ve dimdik ayakta durmasını ister.
Yeni CHP'yi kimse görmezden, duymazdan, anlamazdan gelemez. Unutulmamalı ki muhalefetsiz iktidarlar, alternatifi cılız olan iktidarlar, çok hata yapar, zayıflar. Hangi ülkede olursa olsun güçlü bir muhalefet iktidarı da güçlendirir. Bu açıdan CHP'deki değişim Adalet ve Kalkınma Partisi'nin ve Sayın Başbakan'ın çıkarınadır. Siyaset bilimciler, ülkenin ve demokrasinin kalitesinin, muhalefetin kalitesiyle doğru orantılı olduğunu öğretir.
Baykal'lı CHP, çözümlerin değil sorunların parçası oldu. İktidar Partisi'nin yanlışlarına alternatif çözümler sunarak muhalefet yapmak yerine, Atatürk'ün sözlerini sloganlaştırıp, üstelik o sözlerin içeriğini algılamadan politika yapmayı yeğledi. Sosyal demokrasiyi, sol ideolojiyi buzdolabına koydu, CHP'yi kimliksiz hale getirdi.
LÜMPEN SİYASET
Özünde Deniz Bey karizmatikti, donanımlıydı. Fakat koltuğuna yapıştı, Türk siyasetini kemiren tek adam hastalığına yakalandı. Eleştirilere, prestij kaybına rağmen lider sultasını sürdürdü. "Küçük olsun benim olsun" kısır döngüsünün dışına çıkamadı. Parti babasının malıymış gibi her şeyi kendi düşünür, kendi uygular gibi hareket etti.
Batılıların lümpen siyaset dedikleri delege oyunları, önseçim kaçınması, atama başkanlar ve listeler, düzgün siyaset arayanları CHP'den soğuttu. Parti 20'lere kilitlendi kaldı, sürekli yenilen genel başkan ve parti örgütü utanmak bir yana kendilerini hep başarılı saydılar.
Sosyal demokrat partiler teorileriyle, ilkeleriyle, programlarıyla anılırlar. CHP kavgalarla anıldı. Hiçbir zaman solcu olamadı.
Olamazdı çünkü solda iteatçılık yoktur. Sol aklına güvenir, bu yüzden bireyselliği öne çıkarır, sorgulayıcıdır. Cemaatçiliğe karşı sosyal güvenlik, eşitlik gibi sosyal projelere ihtiyaç duyar. Ben Baykal CHP'sinin küresellik, emek-sermaye, girişim, dış politika, AB konularındaki görüşlerini öğrenemedim ya da el yordamıyla öğrenmeye çalıştım. Çünkü netlik yoktu. Baykal ve politbüro bu yöndeki eleştirilerimizle yüzleşmedi, eleştirilerimizi önemsemedi.
MERCEK ALTINDA
Şimdi Kılıçdaroğlu ile yeni bir dönem açılıyor. Herkesin gözü üzerinde. Yeni Genel Başkan, statükoyu kaldırmak, eskiyen, tarihte kalan altıoktaki cumhuriyetçilik, halkçılık, laiklik, devletçilik, devrimcilik ilkelerini çağdaş dünyaya, bugünkü dünyaya göre yeniden yorumlamak zorunda. CHP'nin imajını kendisininki gibi sade, anlaşılır hale getirmek durumunda.
Gelir dağılımındaki adaletsizlik nasıl giderilecek, işsizliğe karşı ne yapılacak, eğitim dersanelerden kurtarabilecek mi, hastaneleri nasıl iyileştirecek? Piyasa güçlerini nasıl teşvik edecek, nasıl yönlendirecek? CHP'nin bu sorulara yanıtını biliyor musunuz. Kılıçdaroğlu bu soruların yanıtlarına da netlik kazandırmalı.
CHP artık salt İktidar Partisi'ne cevap veren parti olmaktan çıkmalı, kendi gündemini yaratmalı.
CHP'de hiç halkın dediği olmadı, bu kez olmalı.