Anasayfa | Online Gazete | İletişim | XML/rss


Sorulara Cevaplar… - BESTSPOR.com






Galip ÇUKURLU
Alaçatı ilçe olmalı
Kasım GÜNDÜZ
Devlet Dili...
Selamettin BAYINDIR
Sütü sulandırmayalım
Ertan Sayın
Kaçak binalar başa bela!
Metin Aztekin
HADİ BAKALIM KOLAY GELSİN !
Feyzi Hepşenkal
En “aylı” kim?
Mehmet Toptaş
AKP DEN SATILIK CAMİ
Osman Özeker
MİLLİ MÜCADELE DE İLK KURŞUNU KİM ATTI
Hamdi Türkmen
Vallahi unutmuşum...
Akın Kazançoğlu
IZTO HEYETI SLOVENYADA
Yrd.Doç.Dr.Yiğit KAZANÇOĞLU
AİLE İŞLETMELERİ VE KURUMSALLAŞMA
Fettah Güventürk
KOBİLER , TARIM ve İHRACAAT ….
Av.Burhan Güneş
SON GÜNLERDE NELER OLUYOR
Mahmut Evren
ZAMANE TOPLARI…
Sevgi Molva
SÖZ KONUSU KARŞIYAKA İSE...
Fatih Yığınlı
TELEVİZYONUN HAYATIMIZDAKİ VE ETKİNLİKLERİ
Ali Talak
Kışın 5 bin,yazın 150 bin kişiye hizmet vermek
Serkan Güzel
“SOR”
Prof. Dr. Harun Uysal
Sorunların gölgesinde çiftçiler günü


En Çok Okunan Haberler
ZEYTİNYAĞINDA %100 GÜVENCE
İzmir’in prestijli yeni iş ve yaşam merkezinde son 2 kat % 25 peşin,120ay vade ile müşterilerini bekliyor
ÖZEL ROTA TÜRKİYE'Yİ TEMSİL EDECEK
“Arif Bey İyice Şaşırmış”
Bayraklı Aşık Mahzuni Şerfi’i unutmadı
TSYD İzmir Şubesi İGC’ye ziyaret etti
“BİZ HER ZAMAN YANINIZDAYIZ”
GÜZELBAHÇE'DE ÇEVRECİ PROTOKOL
Urla’daki depremzedeleri ziyaret etti
SAKIZLI ÇOCUKLARDAN İZMİR’DE DOSTLUK TURU…
Sorulara Cevaplar…

Bir Çin atasözü diyorki: “Soru soran beş dakika aptal yerine konur. Sormayan sonsuza kadar.”

Bugünlerde cevabını  bekleyen sorular havalarda uçuşuyor. Nedense pek çok insan cevapları  bilse dahi susmayı tercih ediyor. Oysa mitinglerin vazgeçilmez sloganı olan susunca sıranın onlara da gelebileceğini unuttuklarını fark etmiyorlar bile.

Doğru, hakikat, gerçek adına ne derseniz deyin değişmiyor ve karşımızda bizi bekliyor. Sırası  geldiğinde, canımızı acıtınca bağırmaya başlıyoruz. İnsanoğlu böyle bir varlık. Kendine dokunana kadar izlemeyi, beklemeyi tercih ediyor.

İzmir’imizin yetiştirdiği güzel insanlardan biri olan Yılmaz ÖZDİL köşesinde yazdığı  “ Kedi “ başlıklı muhteşem yazısında farkında olmadan pek çok şeye dahil olan insanlardan bahsediyor.

Ne zaman canımız yanarsa o zamana kadar bizdeki en meşhur atasözünde denildiği gibi: “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın”

Ülkemiz gündemi enteresan bir hızla değişiklik gösteriyor. Hızına yetişmemize imkan yok gibi. Ama soru soran yok.

İletişim araçlarını sonuna kadar kullanan yetkililer, koca koca akademisyenler ekonomimizi konuşurken makro veriler ışığında her yeri pembe bir resmin içindeymişiz gibi gösteriyorlar.

Oysa gerçek dünya, yani mikro yaşam hiç de öyle değil.

Neden böyle yapıyorsunuz diye soran var mı? Yok…

İş ve aş kaygısı almış başını kendi zaferine koşuyor. Evine ekmek götürme gayretinde olan insanlar, yaptıkları mücadelenin ne olduğunu bilmeden, adeta doğaçlama bir yaşam savaşı veriyorlar.

Bankalar, tefeciler ya da fırsat kollayanlar kazançlarını katlamayı sürdürürken vahşi mahluklar gibi avlarının en zayıf anını kolluyorlar. Av olduklarını bilseler bile av olmayı kendine yakıştıramayıp “bana bir şey olmaz” mantığıyla yaşamaya çalışan çaresizliğin odağında yer alanlar düştükleri durumu kabullenmek yerine neden kurtulmak için gereken soruları sorup cevabını almıyorlar?

AB Uyum Yasaları adı  altında yavaşça, sindire sindire geçilmesi gereken yaşam tarzına ani bir geçiş yapmamız isteniyor. Bu geçişi başaranın olmadığı, başarıyormuş gibi görünenlerin var olduğunu bilmemize rağmen neden bazı sorular sorarak bildiğimiz cevapları vermekten çekiniyoruz?

Soru sormak, doğru cevabı aramak ve haklı taleplerde bulunmak gelişmişliği gösteren detayların önemlilerindendir.

Bütün bunlardan sonra ülkemizin gerçek gündeminin kesinlikle ekonomi olması gerektiğini düşünenlerdenim. Demokratik açılım, Anayasa değişikliği, değişik paket yada torbalar, kaset, CD falan yaşam arenasında savaşanların hiç umurunda değil.

Ticaret yapan para kazanmak istiyor, borçlarını ödeyebilecek güce kavuşmak istiyor. Mutlu olmak, akşam evine gittiğinde çocuklarıyla şakalaşmak, onların masum isteklerini yerine getirebilmek istiyor. Kimseye muhtaç olmadan yaşamak istiyor. Evlatlarının iyi bir işte çalışmasını istiyor. Kısacası kesinlikle masum isteklerinin yerine getirilmesini istiyor.

Müziği duymayanlar dans edenleri deli sanırmış. Yaşam mücadelesi verenlerin yaptığı manevraları izleyenlerin de uzaktan dans izleyip yorum yapanlardan farkı yoktur aslında.

Gerçek başarı dükkan açmak değil, “açık” tutmayı başarmaktır. Bana göre gerçek başarı, şu zor günlerde mekanlarını ayakta tutmaya, açık kalmasını sağlamaya çalışan insanların yaptıklarıdır. 
 
 

 



Sayfayı Yazdır - Yazıyı Arkadaşlarına Yolla


Yazarın Diğer Yazıları
» Devlet Dili...
» Eğitim - Öğretim…
» Eğitim - Öğretim…
» Organize Kalkınma…
» Yeni Ticaret Yasası…
» Fransız Olmak...
» Ermeni Meselesi…
» Eğitim Şart…
» Medya…
» Anayasa…
» Güçlü Türkiye…
» Ramazan Klasiği…
» Hayırlı Ramazanlar…
» Dalkavuk-luk…
» Adam Olmak…
» Zor İş!...
» YGS , İkna Ve Murdar…
» Aday Adayı…
» İdeolojik Yaşam…
» Profesyonellik…
» Alkışlar Karsan’a...
» Dizi Filmler…
» Tek Yumruk...
» Ankara…
» Teknolojik Hayaller...
» Tecelli…
» “ CESARETİN BİTTİĞİ YERDE ESARET BAŞLAR ”
» Dil Bayramı...
» Mütekabiliyet...
» Zafer Haftası…
» Başarının Getirdikleri !
» Sorulara Cevaplar… (Şu an okuyorsunuz)
» ADALET VE AHLAK…
» İnat ve Israr
» Matematik…
» Artık Çok Kolay !
» Vah Sayın Patrik,Vah…
» Abesle İştigal…
» Güzel İzmir…
» Kruvaziyer Turizmi

Anasayfa - İletişim - Rss/XML