Dersane borcunu ödeyemeyen Fethiyeli 18 yaşındaki Semih
Sipahi'nin annesinin hapsedilmesi, kendisinin intiharı, dersane sorununu
yeniden gündeme taşıdı.
Gazete haberlerinden öğreniyoruz ki Türkiye'de 45 bin aile dersane borcu
yüzünden mahkemelik. Kimi 800 lira, kimi 3 bin, kimi 4 bin liralık borcunu
ödeyemiyor.
Tüm Öğretim Kurumları Derneği TÖDER'in kayıtlarına göre toplam dersane
öğrencisi sayısı 1.5 milyon. Bu gençlerin 900 bini üniversiteye, 300 bini
SBS'ye, 170 bini KPSS'ye, 90 bini de dil kurslarına devam ediyor. 1970 yılında
200 olan dersane sayısı bugün 4 bini aştı. Sektör yaklaşık 10 milyar dolarlık
pastayı paylaşıyor.
İzmir'e gelince; 200'ü aşkın dersane mevcut. 170 bine yakın gencimiz buralarda
gelecek arıyor. İzmirli ailelerin dersanelere yatırdıkları para miktarı da 800
milyon lira dolayında.
DEVLETİN GÖREVİ
Geriden 11 milyon ilk öğretim, 3.5 milyon da lise öğrencisi geliyor. Bu
çocukların hepsi dersaneye gidecek, analar babalar dişlerinden tırnaklarından
artırdıklarını buralara yatırmaya devam edecek ama kaçı üniversiteye
girebilecek, kaçı üniversite sonrası iş bulabilecek?
Eğitim dünyada da Türkiye'de de devletin öncelikli görevi. Herkese nitelikli
kamusal eğitim öngören Eğitim Enternasyonali'nin altında bizim de imzamız var.
Anayasa'nın 174. maddesi eğitimi, bilimsel ve öğretim birliği içinde devlete
havale etmiş. Gelip geçen yöneticiler ise eğitimi özele havale etmişler.
Başbakan Erdoğan iki yıl önce bir İzmir seyahatinde dersane düzenini
eleştirmiş, dün gibi hatırlıyorum "Bu garabatten kurtulmanın şart
olduğunu" demişti.
REFORM ŞART
Sayın Başbakan konuyu sonradan unuttu mu bilmiyorum. Ama o zaman vurguladığı
gibi, eğitimde dipten tırnağa reform şart. Bunun da yolu dersane eğitiminin
okul eğitimine dönüşmesinden, dersanelere giden milyarlarca liralık kaynağın
okullara ve üniversitelere kanalize edilmesi.
Önceki yazılarımdan birinde de dile getirmiştim. Eski Milli Eğitim Bakanları'ndan
1974'te rahmetli Mustafa Üstündağ, 1984'te Hasan Sağlam, 1988'de Hasan Celal
Güzel dershaneleri kapatmak istediler ama başaramadılar.
Eğer Sayın Başbakan eğitim ve dershane sorununu yeniden gündeme getirirse, daha
doğrusu sözünü ettiği eğitim reformunu gerçekleştirebilirse, vatan ve millet
kendisine minnettar kalacaktır.