BİR ilçenin sokaklarında çer çöp ile çukur
mukur yoksa ve de belediye binasından içeri girenler çile çekmeden işini
görüyorsa...
Gerisi belediye başkanının yeteneğine, bilgisine,
yaratıcılığına ve cesaretine kalır.
Gücü ve yetkisi sınırlı ilçe
belediye başkanlarının mucizeler yaratma şansı yok elbet.
Ne var ki,
ilçelerine bir kimlik ve kişilik kazandıracak, farklılıklarını ortaya
koyacak işler yapmalarının önünde bir engel de yok.
Nitekim İzmir’in iki ilçesindeki gelişmeler hemen dikkat
çekiyor.
Biri Seferihisar.
Başkan Tunç Soyer ilçesini “yavaş
şehir” vizyonunda geliştirmeyi kendine misyon seçti ve kısa zamanda epey
yol aldı.
Diğeri Konak.
Başkan Hakan Tartan, ilçesinin farklılığını “kültür, sanat,
turizm” ekseninde ortaya koymak için önemli adımlar attı.
Neydi
onlar?
* * *
Kavaflar Çarşısı ile Çakaloğlu Han’ın restore
edilmesi... Altınpark’ı, Arkeopark’a dönüştürme hamlesi... Turizme
yönelik çabaların örgütlenmesi... Ümran Baradan Oyun ve Oyuncak
Müzesi... (Ki butik müze sayısı hızla artıyor.) Müjdat Gezen Sanat
Merkezi...
Ve şurası kesin.
Hakan Tartan, Türkiye’nin tanıdığı kültür ve sanat insanlarının
İzmir’le olan bağlarını güçlendirmek ve hatta onlara “Önce İzmir”
dedirtmek için, özel bir çaba harcıyor.
Bütün bunlar güzel ve
akıllıca işler.
* * *
İzmir’in diğer ilçeleri de,
kendilerine birer hedef, birer vizyon, birer tema seçmeliler.
Örneğin
Tire diyebilir ki:
“Türkiye’de en lezzetli kebap Tire’de yenir.”
Örneğin
Menemen, bütün cadde ve sokaklarıyla “basit bir
çömlekten, görkemli heykellere kadar” çamurdan yaratılan ürün ve
eserlerin “sergi ve satış alanı” haline gelebilir.
Örneğin
Bayındır’ı, “Türkiye’nin çiçek bahçesi” haline getirmek için çok şey
yapılabilir.
İnanç ve iddia ile söylüyorum.
İzmir’in her ilçesi ve
köşesi birer cazibe merkezine dönüşebilir.
Her şey sağlık için!
ENERJİ Piyasası
Düzenleme Kurumu son raporunda, litre başına alınan verginin, benzinde
pompa satış fiyatının yüzde 67’sine, motorin türlerinde ise yüzde 58’ine
ulaştığını açıkladı.
Diğer yanda perakende satış fiyatı 7 TL olan sigaradan 5.48 TL’nin,
yani yüzde 78’inin vergi olarak kesildiğini zaten biliyorduk.
Amansız
bir sigara düşmanı olan Başbakan, sigara fiyatındaki yüksek vergiyi,
zaman zaman “halkın sağlığını korumak” gibi, insanları salak yerine
koyan bir gerekçeyle savunabiliyor.
Oysa aynı gerekçe, akaryakıttaki
vergi için çok daha fazla geçerli!
Başbakan dese ki:
“Efendim,
trafik kazalarında her yıl binlerce vatandaşımızı kurban veriyoruz.
Akaryakıt ne kadar pahalı olursa, trafiğe o kadar az araç çıkar ve can
kaybımız da aynı oranda azalır.”
Kim, ne diyebilir ki?
Daha da
ileri gidilebilir hatta.
Yüksek kolesterolün sigaradan da, trafik
kazalarından da tehlikeli olduğu söyleniyor meselâ.
Kolesterolü
yükselten gıda maddeleri neler?
Başta kelle, ciğer, böbrek,
yumurtalık (billur adıyla da bilinir), dalak, işkembe.
Koyarsın kelle
başına yüzde bin 500 vergiyi...
Ancak altı okka billuru olan
alabilir bir kilo işkembeyi!