Dünya, Mart'ın ilk günlerini Deprem Haftası olarak karşılar.
Deprem bilgileri, istatistikler, riskler, uyarılar tazelenir. Bizde ise ne
zaman bir felaket olur, o zaman hatırlanır deprem.
Elazığ felaketi duyulduğunda, gazetedeki arkadaşlar ilk tepkilerini "Şili
kadar olamadık" sözleriyle dile getirdiler. Öyle ya 8.8 şiddetindeki
depremi çok az can kaybıyla atlatmıştı bu uzak ülke. Biz ise 6.0'lık depremde
50'yi aşıverdik.
Uzmanlar, "Deprem insan öldürmez" der ve devam ederler: "İnsanları
öldüren asıl neden cehalet, sefalet ve yolsuzluk ürünü bozuk yapılardır."
STANDART DA NEYMİŞ
Doğrudur. Yıllardır yırtınır dururuz ama sistemsizliği, kaçağı, kerpiçi
aşamayız. Dürüst olmayan müteahhitler, dürüst olmayan kamu denetçileri ve diğer
kamu görevlileri yapı standartlarını pek sallamazlar. Yapı denetim sistemi tam
işlemez.
İzmir çürük ve risk açısından genelden farklı değil. ODTÜ Deprem Mühendisliği
Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Polat Gülkan geçenlerde "Tüm medyanın
dikkati İstanbul üzerinde. Oysa topun ağzında olan başka yerler de var"
diye bir laf etti. "Risk açısından İzmir'in İstanbul'dan farklı
olmadığını" söyledi. TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi de bu öngörüyü
destekledi. SADECE 39 EV SAĞLAM
Başka açıklamalar, başka senaryolar da var. 9 Eylül Üniversitesi Mühendislik
Fakültesi İnşaat Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Hikmet Hüseyin Çatal ile
İnşaat Mühendisleri Odası ortak çalışmasında üç noktada küçük çaplı tarama
yaptı. Alaybey, Manavkuyu ve Basın Sitesi'nde 1490 evden sadece 39'u sağlam
çıktı.
Daha önce de Büyükşehir Belediyesi, İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi,
Boğaziçi Üniversitesi ve Kandilli Rasathanesi, olası bir depremin zararlarını
saptamak ve zararın azaltılmasına yönelik önlemleri belirlemek amacıyla ortak
çalışma yapmıştı.
180 BİN ÇÜRÜK
Çalışma sırasında Balçova, Bornova, Buca, Çiğli, Karşıyaka ve Konak'ta
gecekondu, yığma betonerme, az ve çok katlı konut ve ticari yapı olarak 180 bin
yapı değerlendirmeye alınmış, bunların yüzde 99'unun mühendislik hizmetleri
almamış gelişi güzel yapılar olduğu ve depreme dayanıklı olmadığı sonucuna
varılmıştı.
Sonuç olarak İzmir'in sosyal gelişmişlik göstergeleriyle övünebiliriz. Ama
fiziksel yönden geriyiz, çürüğüz, risk altındayız, utanılacak durumdayız.
Tarih depreme tanık
İzmir ve Ege'nin deprem sabıkası çok eskilere dayanıyor. M.Ö. 1700'lere ait bir
deprem buluntusuna rastlandı. Kayıt altına alınamayan depremler var. Osmanlı
döneminde 10 Temmuz 1688'de Kemalpaşa merkezli çok büyük bir felaketle
karşılaşılmış, 20 bine yakın can kaybı olmuş.
1883'te Alaçatı 7.0'la, 1929'da Dikili 7.1'le, 1949'da Karaburun 7.0'la
yıkılmış, toplam onbinlerce can kaybı meydana gelmiş. Arada Torbalı'da,
Dikili'de Uşak'ta, Ayvalık'tda, Denizli'de, Alaşehir'de orta şiddetli depremler
olmuş. Gediz depreminde de (28 Mart 1970) 1086 vatandaşımız canından olmuş.
OLASILIKLAR
Yrd. Doç. Sezer'e bakılırsa, önümüzdeki 25 yıl içinde İzmir Deprem Yöresi'nde 5
büyüklüğünde deprem olasılığı yüzde 100. 5.5 büyüklüğündeki olasılık da aynı
şekilde yüzde 100. İşte diğer ihtimaller:
6 büyüklüğünde yüzde 92,
6.5 büyüklüğünde yüzde 60,
7 büyüklüğünde yüzde 28,
7.4 büyüklüğünde yüzde 17.
Tahminler de gösteriyor ki depreme hazırlıklı olmaya, seferberlik ilan etmeye
mecburuz, mahkumuz.