Futbolun
doğasında yer alan güzellikler giderek yok oluyor. Son örnek Diyarbakırspor
Bursaspor maçı. Haftalardır üzerinde konuşulan ve ufak tefek bazı olayların
beklendiği, ancak kesinlikle Cumartesi günü Diyarbakır’da yapılanların akıllardan
bile geçmediği maç gündeme bomba gibi düştü.
Aman Allahım, o sahneler neydi
öyle. Sahayı taş yağmuruna tutan bir bölüm taraftar. Pardon, kendini taraftar
sanan bir kitle. Bir grup yaratık.
Yaratık diyorum, çünkü o taşları
bir insana atana yaratıktan başka birşey söylenmez diye düşünüyorum.
Daha maç başlamadan, Bursaspor
kalecisi İvankov’u taş yağmuruna tutan ‘Yaratık’ grubu, aklına gelen herkese
taş attı. Bu taşlardan yan hakem de nasibini aldı ve yaralandı. Ayrıca bir
gazeteci gözünü kaybetme noktasına geldi.
Tekrar soruyorum; bu işleri yapan
varlık insan olabilir mi?
Gözü dönmüş
bu grubun yaptığı işi organize edenlerin de provatörler olduğunu vurgulamakta
yarar var.
Ancak
özellikle dikkat ettiğim bir hususu dile getirmek isterim. Sahaya taş yağdıran
gruba dikkat ettim. Hemen hepsinin yaş vasatisi 17 ile 22 arasıydı. Yani,
herkesçe malum olan bir kesimin güdümündeki kitle. Yani, farklı ortamlarda,
çeşitli siyasi hareketlerde polise taş atan kitle…
Aslında o kitle için çok fazla
konuşmaya da gerek yok diye düşünüyorum. Ancak beni esas şaşırtan olay başkan
Çetin Sümer’in maç sonrası verdiği garip demeç.
Hakem M. Kemal Abitoğlu’nun maçı
tatil etmesini anlayamamış Sümer. Yani başkana göre maç oynanabilirmiş. Bu ve
benzeri olaylar, İstanbul dahil her yerde oluyormuş.
Vay be, sayın
başkan bu nasıl iş yahu; yani maçın tatil edilmesi için adam ölmesi mi
gerekiyordu yani. Bu olayları sulandırarak bir yere varılmaz başkan.
Kuşkusuz Bursa’da oynan maçta
yapılanları da tasvip etmiyorum. Diyarbakır kentini ve tüm halkını bölücü
örgütle özdeşleştirmek pek tabi ki çok büyük yanlış. Bu durumu sloganlarla
tribünlerden haykırmak daha da büyük bir ayıptır. Bu anlamda Bursa seyircisini
kınıyoruz kuşkusuz. Ancak bu duruma tepki taşlarla, insanları öldürme anlamında
mı olmalı. Bu işi bu boyutlara taşımanın adına terör denmez mi?
Sizi bilmem ancak ben kesin
yanıtını verebilirim. Bu terörün ta kendisidir. Hiçbir biçimde de teröre prim
veremeyiz. Bir kentin adını taşıyan o kulübün başkanının da, bu çok önemli
gerçeği göz ardı etmemesi gerek kanımca.
Dilerim futbolun, maçların ve
alınan sonuçların da önüne geçen bu tür olayları bir daha yaşamayız. Bu anlamda
Federasyonun Diyarbakırspor’a vereceği cezanın da, örnek nitelikte ve caydırıcı
olacağı kanısındayım.