Benim için yılın her günü, kadının günüdür. Benim için
cennet kadının, ananın ayaklarının altındadır. Evin dişi kuşudur o. Temizlik,
bulaşık, çamaşır omuzlarındadır. Fabrikada da çalışır, tarlada da. Gerekirse
anaları, nineleri gibi cephede de vuruşur.
Tanrının özel armağanıdır kadın. Kadını sevmeyen sevgiyi bilmez, aşkı tanımaz.
Onu sevmeyen ne insanı, ne hayvanı, ne çiçeği sever. Doğayı, rüzgarı, yağmuru,
denizi, geceyi, mehtabı, yıldızı, sevmez, sevemez.
Kadın ne yaparsa yapsın, erkek dünyasını memnun edemez. Özellikle İslam
toplumlarında hala eksik etektir, hala saçı uzun aklı kısadır. Kadına
güvenmezler bu alemin erkekleri. Yiyeceğine, içeceğine, giyeceğine, her şeyine
karışırlar.
İSTATİSTİKLER KÖTÜ
Bakarsınız tekmeler, bakarsınız tokatlar, yumruklar, tepesine biner. Koca,
kayın peder yetmez, araya kaynana, kaynata, ağabey, konum komşu, töre girer.
İstatistikler tanıktır, her iki kadından biri aile içi şiddet, her beş kadından
biri cinsel şiddet kurbanıdır. Dayak yiyen de odur, sömürülen, baskı altına
alınan, taciz edilen, fuhuşa zorlanan, namus cinayetine kurban giden de,
kurtuluşu intiharda arayan da.
İslam dünyasında erkeklerinin yüzde 84'ü itaat etmemesi halinde kadına dayağı
hak olarak görüyor. Türk toplumunda bu oran yüzde 45.
Evet, Cumhuriyet projesi kadın erkek eşitliği üzerine kurulmuştur ama bizdeki
istatistikler hala düşündürücüdür. Çok şükür İran'daki gibi taşlama, Suudi
Arabistan'daki gibi kırbaç cezası yok Türkiye'de. Ama hala şehirlerde
kadınların yüzde 18'i, kırsalda yüzde 70'i dövülüyor. Yüzde 35'i zaman zaman,
yüzde 16'sı sürekli aile içi tecavüze uğruyor.
Atatürk'ün Türk kadınına seçme seçilme hakkını herkeslerden önce tanımasına
karşın, kadının parlementoda, belediyelerde, il meclislerinde temsili
konusunda, Avrupa'da en kötü sicile sahip ülkeyiz. Yüzde 4'lük ortalama temsil
oranıyla dünyada da Mısır, İran, Nijerya gibi ülkelerle birlikte en
gerilerdeyiz.
KÜRESEL AYIP
Küresel rakamlara gelince, 15 ile 45 yaş arası kadınlar, kanser, sıtma, trafik
kazaları ve savaşlardan daha çok erkek şiddeti sonucu hayatını kaybediyor veya
sakatlanıyor. Dinsel, kültürel vb. nedenlerle yılda iki milyondan fazla kız
çocuğunun genital organlarına hasar (kadın sünneti) veriliyor.
Fuhuşa zorlanan ya da bunun için satılan kadınların sayısı yılda 700 bin ila 4
milyon arasında değişiyor. Cinsel kölelik düzeninden elde edilen kazançlar
tahminen yıllık 12 milyar dolar dolayında.
Kadınlarımız 364 günlerinin gasp edilip bir günlük armağanla geçiştirilmelerine
haklı olarak sitem ediyor. Benim için her gün kadınımın, kadınlarımızın günü.
Ama yarınki Kadınlar Günü'nün özelliğini ve önemini de gözardı etmemek lazım.
Kökeni ta 1857'lerdeki New Yorklu tekstil işçisi kadınların katliamına
dayanıyor. Dünyada 1921'den, bizde 1975'den bu yana kutlanıyor.
Bir günlüğüne de olsa tadını çıkarın. Bugünün yani 8 Mart'ın resmi tatil olması
isteniyor. Bence de olmalı ama sadece çalışan kadınlara. O gün biz erkeklerden
uzak felekten bir gün çalsın, gönüllerince yiyip içip, gezsinler, tozsunlar
kadınlarımız. Biz erkekler de kıskanç kıskanç bakıp iç geçirelim. Yakışır yani.
Erkek okurlarımı bugünden hatırlatayım, sakın ola ki '8 Mart Çiçekleri'ni
çiçeksiz bırakmayın.