İzmir il kongresi gösterdi ki bu partiden değişim
bekleyenler, daha çok çok bekleyecek.
Baykal ateşli demokrasi nutukları atıyor ama kendisi kral. Karar veren de o,
seçen seçtiren de. İşte İzmir'de de 600 delegenin iradesine el koydu. Yaş baş
bir yana, ayıp yani. Atama il başkanını delegelerin yarısı onaylamamış,
umurunda mı?
Yeni yönetimin düzeyine diyeceğim yok. İçlerinde arkadaşlarım, dostlarım,
akrabam var. Konumuz onlar değil, yönetim anlayışı. Genel Başkan'ın iki dudağı
herşeye kadir ve kaim.
Bu nedenle tekrarlayıp duruyoruz ya, bu ülkenin gerçek sorunu muhalefet, yani
muhalefetsizlik, yani CHP. Kemal Kılıçdaroğlu CHP'nin soldan koptuğunu söyledi.
Ezelden ve damardan CHP'li entellektüeller için yeni değil bu tespit. Onlar yıllardır
CHP'nin solla ilişkisinin kalmadığını haykırıp duruyor.
POLİTBÜRO
İzmir'de ve her yerde CHP'liler sıcak odalarında gazete okuyup TV seyretmekten,
meyhanelerde geyik yapmaktan, delege ve ilçe seçimlerinde birbirlerinin gözünü
oymaktan, asıl oy depoları olan yoksula, varoşlara ayıracak zaman bulamıyorlar.
Halka umut vermiyorlar.
Yığınlar, ülkenin ve kendisinin geleceğinden umutsuz. Esnaf, tüccar, sanatkar,
öğretmen, profesör, avukat, doktor farketmiyor. Ve bu kesimler herşeyden çok
CHP'den şikayetçi.
Baykal ve politbüro eleştirelerle yüzleşmiyor, eleştirileri önemsemiyor. CHP
cemaatçiliğe karşı nasıl bir sosyal güvenlik projesi geliştirecek, eşitliği
sağlayacak sosyal projeleri nelerdir, küresellik, emek, sermaye, girişim, dış
politika, AB konularındaki görüşü nedir? Durma noktasındaki üretim ekonomisini
nasıl canlandıracak?
HANİ ALTERNATİF
Bırakınız sıradan vatandaşı, bunları ben bile bilmiyorum. Gelir dağılımındaki
adaletsizliği nasıl giderecek, işsizliğe karşı ne yapacak? Eğitimi
dersanelerden kurtarabilecek mi? Hastaneleri nasıl iyileştirecek. Piyasa
güçlerini nasıl teşvik edecek, nasıl yönlendirecek? Diyecekler ki bunlar parti
programında, partili akedemisyenlerin hazırladığı plan ve projeler de var.
Ülkeyi dönüştürme ve yönetme sevdasındaki bir partinin yöneticileri, bunları
kendileri yazıp kendileri okumazlar. Vatandaşın belleğine kazırlar. Umut böyle
olunur, alternatif böyle olunur. Toplumsal güven böyle sağlanır.
CHP, sınıfsal olarak, sosyolojik olarak oy alması gereken kitlelere ulaşamadığı
için elitlerden, geliri fena olmayanlardan ve iyi eğitimlilerden oy alıyor.
Oysa dünyada sol varoşlardan, yoksullardan oy topluyor.
İSYAN ŞART
CHP ise ne yazık ki oralara ayıracağı enerjiyi kendi içinde harcıyor. Memleket
partililerin umurunda değil. Kavga, 'ben ne olacağım' kavgası. Olaysız kongre
yok. Kavgayla gürültüyle, naylon üye suçlamalarıyla parti kendi içinden
dinamitleniyor.
Kendilerine itaat edilsin, koltuklarını korusunlar, sorgulanmasınlar. Baykal ve
politbüroya bunlar yetiyor. İstediklerini delege, istediklerini belediye
başkanı ve milletvekili seçtirsinler, gerisine karışmıyorlar.
CHP'nin tepeden tırnağa değişime, yeni bir kaptana yeni bir rotaya ihtiyacı
var. Genç, dinamik kadrolara. Kemal Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce, Gürsel Tekin
çok genç sayılmazlar ama Baykal'a, Sav'a tercih edilir. Bu isimler Mayıs
kurultayında veya genel seçim öncesinde parti içi statükoya isyan bayrağı açarlar
mı?
Açmaları lazım. Yoksa ne CHP adam olur ne de Türkiye'nin kaderi değişir.