12 Eylül öncesi ve sonrası okul hayatını az
da olsa anlatabilecek kadar yaşamış olanlardanım. Şimdiki kuşağı o dönem ne
kadar ilgilendirir bilmem. Ama beni ve benim durumumdaki yüzbinlerce insanı çok
yakından ilgilendirdiği unutulmaz bir gerçekliktir.
1980 öncesi derslerin boş geçtiği,örneğin coğrafya
öğretmeninin İngilizce dersine girdiği, orta okul 2. sınıfta iki dönemde toplam
38 gün ders yapılan bir eğitim geçmişi yaşadım.
1982 de izmir’de İnönü lisesinde okul hayatıma devam
etmeye başladım.
Ve başımın belası oluverdi matematik. Bütünleme
sınavları, öğretmenler kurul kararı derken lise bitti.
Tam kurtuldum derken kısa bir süre sonra hayatımın tam
merkezine yerleşiverdi matematik.
Sonra, hayatıma girmelerinden son derece mutlu
olduğum, çok değer verdiğim matematikçi akademisyen arkadaşlarım
bana, uzunca bir zaman rakamlardan ve formüllerden ibaret gördüğüm matemetiğin,
aslında öyle olmadığını öğrettiler.
Yaşamın ta kendisi matemetikmiş meğer.
Matematiğin ve matematiksel zekanın ne denli önemli olduğunu
onlardan öğrendim. Analitik düşünce,analitik felsefe kavramlarını öğrendim.
Ayrıştırma yoluyla,çözümlemeli elde edilen sonuçlar ve bunların da aslında
sağlaması yapılacak kadar didiklenmiş bilgi ve gerçeklerin bütününe ulaşmanın
en doğru yolunun “matematik” olduğunu öğrendim.
Matematik zekasına sahip olanların bilimsel düşünme,
objektif gözlem yapma, elde edilen verilerden sonuç çıkarma, yargıya varma ve
hipotez kurma yeteneklerinin olduğunu öğrendim.
Dünyanın çok önemli edebiyatçılarının aslında birer
matematik dehası olduklarını öğrendim.
Demekki insanları sayfalara bağlayan
romanlarını bir matematik zinciri sayesinde okunur hale getiriyorlarmış,
bunu farkettim.
Prof. Oktay Sinanoğlu “dünya bilim dili ve hatta matematik
dili Türkçe’dir” diye haykırırken aslında matematiğin de bir ifade edebilme
sanatı olduğunu ve dil gibi sosyal sayılan bir bilimin pozitif bilim olan
matematikle “ et-tırnak “ ilişkisini anladım.
Aileden başlayarak,ülkeyi idare edenlere kadar bütün
yöneticilerin mutlaka matematik bilmesi,az da olsa matematik zekasına sahip
olması, analitik düşünceyle hareket etmesi gerektiğini,hatta bunun mutlak
olması gerektiğini anladım.
…
Dünyada yaşanan ekonomik bunalım bile matematiğin iyi
kullanılamamasından, ehil insanlarca öngörü yapılamamasından kaynaklanıyor.
Ülkeler birbirlerini acımasızca yutmanın, sömürmenin hatalı formüllerini
devreye sokmaya çalışıyorlar.
Fetihler ve keşifler bundan böyle matematiği iyi
kullananların olacak. Matematiği benimseyen, ülkesini kalkındıran,zenginleştiren,
öngörü sahibi yöneticileri olan ülkeler başarılı olacak.
Artık matematiği sosyal bilimle harmanlamak,iyi bir karışım
elde etmek şart olmuş. Tümevarım ve tümden gelimden sonuç çıkarabilen,
durumlar arası ilişkileri ve bağıntıları farkedebilen,karmaşık hesapları
yapabilen ve bilimsel düşünüp araştırma yapabilme yeteneğine sahip olan
yöneticilere ihtiyacımız var.
Tamamı sosyal bilim eğitimi almış, matematiği rakam ve
formüllerden oluşmuş sıkıcı bir havuz problemi gibi algılamış yöneticilerin
başarılı olmalarını beklemek hayalden öteye gidemez.